Skip to content
Site Araçları
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Şu an buradasınız: Ana Sayfa arrow Doğru Düşünme Dosyası arrow Doğru Düşünme Yöntemi arrow Kur'an'da Bilgi Edinme Yolları: Gezi-Gözlem
Kur'an'da Bilgi Edinme Yolları: Gezi-Gözlem
 

Görüntüleme : 3880

İnsan sadece akılla değil, gözle de birçok şeye vakıf oluyor. Yanlış gözlemlere dayanan nice yanlış değerlendirmeler var. Bu yazi konuyu etraflıca ele almaktadır.


İkbal, Peyâm-ı Meşrık'daki bir şiirinde şunları söylüyor: "Bir hücre köşesinde oturma; sahraya çık. Ir­mak kenarı hoştur. Otur; akan suyu gör. Nazlar yara­tan nergis, mart ayının sevgili bir ciğerpâresidir. Onun alnından bir öp. Bir hücre köşesinde oturma; sahraya çık." (1087) Bakmak her zaman görmek anlamına gelmez. Bu sebepten dolayıdır ki, "Nesneler, daima nesneler..." diyen J. J. Rousseau, "...eşyaya iyi bakmak, onu iyi ta­nımak." şartını getiriyor. "Aksi halde bilinmeyen şey­lerden bahsetmeyi öğretmekten başka bir şey yapmıyoruz"(1088) diyor.

Pedagoglar, insandaki zihin düzeyini "sayma", "tasvir etme" ve "yorumlama" kelimeleriyle ifade et­mişler, bunların en ideal olanının "yorumlama" düzeyi olduğunu vurgulamışlardır. (1089) Kur'ân, insanın gözleminde eşya ve olayları yorumlamasını esas almış­tır. Eşya ve olaylara bakmak onlar arasındaki ilişkileri kavramak, varlık sebeplerini keşfetmek Kur'ân'ın ön­gördüğü gözlem türüdür.

Kur'ân, eşya ve olayları zahirî görünüşleriyle algılamayı yeterli bulmaz; onla­rın künhüne vakıf olmayı ister. Herşeyi tıpkı hayvan­lar gibi zahirî görünüşleriyle değerlendiren insanları şöyle eleştirir: "Onlar, dünya hayatından görüneni bi­lirler. Âhiretten ise habersizdirler. " (1090)

Froebel'e göre, evreni okumak Comenius'un da dediği gibi "onu gezip dolaşmak değil, onun değişmez kanununu bir anda kavramak, onun çokluğunu birliğe, ilk ilkesine çevir­mek demektir." (1091) Kur'ân'ın, "And olsun ki, cehen­nem için de birçok cin ve insan yarattık; onların kalbleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama gör­mezler; kulakları vardır ama işitmezler. İşte bunla hayvanlar gibi, hatta daha da sapıktırlar. İşte bunlar gafillerdir. " (1092) dediği kimseler, evrendeki eşya ve olayların varlık sebeplerini kavrayamayan ve neticede sebeplerin sebebi diyebileceğimiz yüce yaratıcıya ula­şamayan insanlardır.

Kur'ân, Hz. Musa ile Hızır kıs­sasında bize gösteriyor ki: "Olayların gerisinde muhak­kak bir hikmet vardır. Hiçbir olay başıboş, hedefsiz ve kontrolsüz meydana gelmez." (1093) Kur'ân, insanlara bu eğitimi verirken bazan hikmetleri -Hz. Musa ile Hızır olayında olduğu gibi- açıklıyor; bazan da insanın ken­disinin bulmasını istiyor. Tıpkı modern eğitimde, prob­lem çözme ve proje metodunda olduğu gibi.

Meselenin önemine binâendir ki, Rasûlullah: "Al­lah'ım bana eşyanın hakikatini göster. " (1094) diye dua etmiştir.

İnsanın kâinata hikmetle bakması, onu sorgula­ması Kur'ân için çok önemlidir. Bu kalitede bir bakıştır ki, insanı kâinattaki yapıcı elin varlığından haberli kılar. "İnsanın kâinata hikmetle bakması, ondaki yapıcı eli görmesi, ruh terbiyesi açısından da önem taşır. Bu düşünce insanı, kâinatla ve yaratıcısıyla uyumlu bir varlık haline getirir. Bu özelliği İslâm'ın dışındaki dü­şünce sistemlerinde açık bir şekilde görmek mümkün değildir. Hatta bazı sistemler, "madde - ruh çatışması" esası üzerine kurulmuştur." (1095)

Âdet ve alışkanlıklar sebebiyle kâinat karşısında ruhun durgunlaşacağına, insanın duyarlılığını kaybe­deceğine dikkat çeken Muhammed Kutup şunları söy­lüyor: "Kur'ân, bir hayat nizâmı, bir eğitim ve din kita­bı olarak ruhu bu katılığından uyarmak ve yeniden canlandırmak için kendini özel bir görevle görevli ka­bul eder." (1096) Yani Kur'ân eğitimi, varlık ve olayları değerlendirirken âdet ve alışkanlıklara bağlı kalmaz.

İnsanın sağlıklı bir müşahede için duygu ve dü­şünce bazında hazırlanmış olması da önemlidir. İbn Rüşd, "...sanatı bilmeyen, sanata konu olan eşyayı bi­lemez. Sanata konu olan şeyi bilmeyen de sanatkârı bi­lemez." (1097) diyor. Bu itibarla insanın çevresindeki var­lık ve olaylara karşı duyarlı hale gelmesi gerekmekte­dir.

Gözlem yapan bir kimsenin önyargılardan uzak, objektif bir tutuma sahip olması lazımdır. (1098) Aksi halde olanı değil kendince olması lazım geleni arar ve görür. Bu ise onun kendi kendisini yanıltması anlamı­na gelir. Sağlıklı kafa yapısına sahip olan insanlar, kendi kendilerini yanıltmaz, gözlemledikleri eşya ve olaylar kendi dünya görüşlerine zıt bile olsa onu kabul ederler. "Hikmet müminin yitiğidir; onu nerede bulur­sa alır." (1099) zihniyetine sahip bir eğitim sisteminde duygusallığa yer yoktur.

Gözlemler denetlenmeye de muhtaçtır. Gözlem yo­luyla elde edilen bulguların diğer metodlarla denetlen­mesi, tamamlanması gerekir. (1100)

Gözlemde bulunacak kimselerin, neyi gözlemek is­tediklerini, bunların hangi şart ve durumlarda daha iyi gözlenebileceklerini önceden bilmeleri gerekir. (1101)Amaçsız ve bilinçsiz yapılan gözlemler beklenen fayda­yı sağlamazlar.

Kur'ân eğitiminde, insanın nasıl bakacağı kadar neye bakacağı da önemlidir. İlerde de göreceğimiz gibi Kur'ân'ın dikkatimizi çektiği odak noktaları bunu gös­termektedir.

Gözlem yaparken baş vurmak zorunda olduğumuz en önemli yardımcılarımız sorularımızdır. "Sualler vasıtasiyle biz etrafımızdaki eşya ve hadiselerle zihnimizdeki mesele arasındaki ilgiyi bulup çıkarmaya çalı­şırız. Suali ortadan kaldırdığınız zaman bu ilgiyi keşfe­decek vasıta da kalmaz." (1102)

Soru, insandaki merak hissinin vücud bularak belli bir noktaya teksifini sağ­lamakta, bu da müşahade için muharrik olmaktadır. Meraklarımız ivmelerini nişlerimizden almaktadır. O halde hislerimizle gözlemlerimiz arasında yakın bir bağ vardır. Hislerin gözlemler üzerinde olumsuz etkile­ri yanında olumlu etkileri daha fazladır. Araştırmalar, insanın hisleriyle katıldığı bir olayı çok daha net ve berrak bir şekilde gözlemleyebildiğini göstermiştir. (1103) Atalarımız "Oduncunun gözü ormanda olur." derken bu hakikate işaret etmişlerdir. Duygularımızın katkı­da bulunmadığı bir "bakma"yı nasıl "görme" haline ge­tirebiliriz?

Gözlemde, bakış açısı ve teksif noktası mühimdir. Bunlar gözlem sonuçlarını kolaylıkla etkilerler. Meselâ; bir mitingi kürsünün dibinden gözlemekle, ar­ka tarafta, muhalif bir grubun içinde izlemek arasında fark vardır. Mitingi aynı yerden takip eden, fakat dik­katini değişik noktalara teksif eden iki gözlemcinin müşahedeleri de farklı olacaktır. (1104)

Dikkat edilmesi gereken diğer bir husus da gözle­min, gözlenen faaliyetin seyrini değiştirebileceği gerçe­ğidir. Teftiş edilen bir sınıfın her zamanki tabiî halinde olamayacağı muhakkaktır. Gözlemcinin bunu bilme­sinde fayda vardır. Gözlem mümkün mertebe tabiî hal­de yapılmalıdır.

Gözlem olayında yanıltıcı unsurların bilinmesi, yanılgıları en aza indirmesi bakımından önem taşır. Ama tek başına yeterli de değildir. Araştırmacıdaki gözlem kabiliyetinin devamlı geliştirilmesi, araştırma­cının çevresini sorguladığı gibi kendisini, kendi bilgi ve değerlendirmelerini de sorgulaması gerekir. Çünkü gözlemlediğimiz eşya ve olayları olduklarından daha değişik şekillerde değerlendirmemiz her zaman müm­kündür. Yapılan araştırmalar gözlenen bir olayın üç iş­lemden geçirildikten sonra hafızaya aktarıldığını gös­termiştir. Bunlardan birincisi "tesviye", ikincisi "sivriltme", üçüncüsü de "eritme"'dir. Tesviye, aldığımız izlenimleri kısaltıp özetleyerek, her türlü fazlalıklardan arındırmak işlemidir. Sivriltme, izlenim­lerimizin hafızamızda uzun süre saklanıp hatırlanma­sını sağlayan sivri yönlerin oluşturulmasıdır. Eritme ise aldığımız herhangi bir izlenimi kendi kalıbımıza so­karak dünya görüşümüze, mentalitemize uygun bir ha­le getirmemizi ifade eder. (1105)

Gözlemde tekrarın önemi tartışılmaz. İnsanlar herhangi bir olayı gözlerlerken ilk bakışta pek iyi göre­memiş olabilirler. Bu durumda mümkünse gözlemi tekrar etmeleri, olaya daha iyi ve dikkatlice bakmaları gerekir. (1106)

Gözlemlerimizde aldığımız intibaları not etmemi­zin büyük yararları vardır. Bu, bize olayı daha uygun şartlarda daha sağlıklı bir şekilde değerlendirmemizi sağlayacaktır. Aynca izlenimlerimizi kaydetmemiz ha­linde hislerimizin kötü etkilerinden de kurtulmuş oluruz. (1107) Bu suretle konuyu başkalariyle tartışma imkânı da bulabiliriz.

Kur'ân'da da gözlem modern psikolojide olduğu gibi iki kısımda incelenmektedir:

1- İç gözlem; 2- Dış gözlem.

Şu farkla ki, Kur'ân'ın öngördüğü iç gözlem daha geniş bir çerçeveyi ifade etmektedir. Modern psikolojide iç gözlemin daha çok ruhsal bir hüviyet taşımasına rağmen, Kur'ân'ın öngördüğü iç gözlem bütün insan varlığını ifade etmektedir. Konuyla ilgili olarak şöyle buyurulmaktadır: "O'nun hak olduğu meydana çıkıncaya kadar varlığımızın belgelerini onlara hem dış dünyada ve hem de kendi içlerinde göstereceğiz. Rabbinin herşeye şahid olması yetmez mi ?" (1108) Seyyid Kutup, âyetin yorumunda şunları söylemektedir: "Allahu teâlâ burada insanoğluna bu kâinatın bazı gizli­liklerini göstereceğini, kendi iç dünyasının kapalı nok­talarını açıklayacağını va'detmektedir. Hem dış dünya­da, hem de iç dünyada bu dinin, bu kitabın, bu niza­mın, kendilerine seslenen bu sesin hak olduğunu gösterinceye kadar belirteceğini va'detmektedir... Allah va'dini doğru çıkarmış, insanlara bu va'din üzerinden ondört yüzyıl geçtikten sonra iç ve dış dünyadaki âyetlerini açıklamış ve her gün de açıklamaktadır. İn­sanoğlu dikkatle baktığında o günden bu yana birçok şeyleri keşfetmiş olduğunu görür." (1109)

Bu görüş belli bir zamanla sınırlı değildir; kıyamete kadar devam edecektir. Gerek insan ve gerekse kâinat henüz keşfe­dilmiş değildir. Her gün yeni bilgiler ve yeni buluşlar ortaya çıkmaktadır. Çıkmaya da devam edecektir.

Mevdûdî, konuyla ilgili olarak şu görüşleri serdediyor: "Allah, insanların vücutlarında, yeryüzünde ve gökyüzünde âyetlerini gösterecek ve böylece Kur'ân'ın mesajını kabul edeceklerdir. " (1110)

Kur'ân, insanın bilgi edinmesine yönelik olarak iki âlem gösteriyor: Bunlardan biri insan, diğeri insa­nın dışındaki herşey. Bu iki âlemde insanın hayatına ışık tutacak namütenahi bilgi mevcuttur. İnsan, kabiliyeti ölçüsünde bu bilgileri tahsil etmek ve bu bil­giler ışığında yaratıcısını bulmak zorundadır.

Dipnotlar:

1087)Muhammed Kutup, İslâm Düşüncesinde Sanat, s. 374.

1088)Leıf - Rustın, Genel Pedagoji, s. 267.

1089)Herbert Sorenson, Eğitim Psikolojisi, s. 44, 45.

1090)Rum 30/7.

1091)Leıf - Rustın, Genel Pedagoji, s. 257.

1092)A'râf 7/179.

1093)Muhammed Kutup, İslâm Düşüncesinde Sanat, s. 222.

1094)Ahmet Avni Konuk, a.g.e., c. III, s. 98. Bu hadisi temel hadis kaynaklarında bulamadık.

1095)Abdullah Özbek, a.g.e., s. 86, 87.

1096)Muhammed Kutup, İslâm Düşüncesinde Sanat, s. 190; İslâm Terbiye Metodu, s. 63.

1097)İbn Rüşd, Faslu'l-Makal, s. 105.

1098)N. Armaner, a.g.e., c. I, s. 58.

1099)Aclûnî, Küşful-hafâ, c. I, s. 363.

1100)N. Armaner, a.g.e., c. I, s. 56.

1101)Mitat Enç, Ruh Sağlığı Bilgisi, s. 27.

1102)Ümit Şimşek, Araştırma Teknikleri, s. 77

1103)Şimşek, a.g.e., s. 80.

1104)Şimşek, a.g.e., s. 81.

1105)Şimşek, a.g.e., s. 80.

1106)Georee Herbert Plont, "İman Mantığı"; Monsma, a.g.e., s. 166.

1107)Şimşek, a.g.e., s. 80.

1108)Fussilet 41/53.

1109)Seyyid Kutup, Fî Zılâli'l-Kur'ân, c. XIII, s. 65. Âyetten iç ve dış idrâk olmak üzere iki idrâk şeklini anlamak da mümkün.

Quelle:Dr. Yaşar Fersahoğlu, Kur'an'da Zihin Eğitimi, S. 410-416.



Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Favori Yazdır E-mail olarak gönder

Kullanıcı Yorumları  
 

Kullanıcıların değerlendirme ortalaması

   (0 Oylama)

 

Görünen 10 yorum 12 yorumdan

İleten ikra, Tarih 12-10-2008 15:15,
1. ...
bu yazida istifade edilecek o kadar cok nokta var ki, insanlarin elestirilerine bir anlam vermek mümkün degil. 
 
Kurani Kerim bile dogru gözlem yapma konusuna bu kadar önem vermisse, Kurana göre bir site calismasi yapanlarin bu konuda bir yazi koymalarini da normal karsilamak gerekir.
 
» Bu Yorumu Administratore raporla
» Yorumu cevapla...

İleten dfgyj, Tarih 26-09-2008 17:18,
2. ...
bencede biraz dsha güzel şeyler yazın yaaaaaaaaaa :eek :upset :zzz :sigh :? :cry :( :x
 
» Bu Yorumu Administratore raporla
» Yorumu cevapla...

İleten gözde, Tarih 16-04-2008 16:58,
3. ...
[b]adam gibi bişe koysanıza aradığım bilgiye ulaşmadım öğretmen kesin 0 verir yaaa :cry :( [/b]:upset :upset :cry :cry :cry :sigh :sigh :sigh
 
» Bu Yorumu Administratore raporla
» Yorumu cevapla...

İleten selin, Tarih 31-03-2008 14:58,
4. ...
okudum süperrr çok beğen :zzz :grin ;) :)
 
» Bu Yorumu Administratore raporla
» Yorumu cevapla...

İleten selin, Tarih 31-03-2008 14:55,
5. ...
yaa arkadaşların çoğu iğrenç demiş eee bize de iğrenç demek düşer daha okumadım ama site kuran içine ne koyacağınıda bi düşünsün dimi yani önemli olan site kurmak değil içine düzgün bişey koymak kapatın bee bu siteyi boş yere internet alemindeki kalabalığı arttırıyorsunuz :roll
 
» Bu Yorumu Administratore raporla
» Yorumu cevapla...

İleten kübra, Tarih 25-03-2008 14:31,
6. ...
bu ne biçim bilgi yaaaaa :cry :(
 
» Bu Yorumu Administratore raporla
» Yorumu cevapla...

İleten ceren, Tarih 22-03-2008 11:22,
7. ...
allah askınıza dogru dzgun bıse yazınn allah askınıza yoksa poku yerım
 
» Bu Yorumu Administratore raporla
» Yorumu cevapla...

İleten YYYOOOOKKK, Tarih 12-03-2008 09:48,
8. ...
KARDEŞİM İNSAN GİBİ BİŞİ KOYSANIZA HOCA GEBERTÇEK BENİ YAA!! :( :cry :( :( :( :( :( :( :(
 
» Bu Yorumu Administratore raporla
» Yorumu cevapla...

İleten General_FB, Tarih 06-03-2008 19:36,
9. ...
:( :( :( :( :( BUNE YHAAA DOĞRU DÜ 
ZGÜN BİR ŞEY YAZIN YOKSA DİSİPLİNE GİTCEM BİZİM HACA BİRAZ KAFADANDA
 
» Bu Yorumu Administratore raporla
» Yorumu cevapla...
» Tüm cevap(ları) 1 gör

İleten fazlı, Tarih 05-03-2008 12:40,
10. ...
ya şuraya dohru düzgün yazı koyun ödevimiz var heralde :cry düşünen yok :(
 
» Bu Yorumu Administratore raporla
» Yorumu cevapla...

Görünen 10 yorum 12 yorumdan

Diğer Yorumlar...

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.9 © 2007-2008 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >