Gerçek, hakikat, doğru ve mantıklı sözcükleri çoğu kez aynı anlamda kullanıldığı için; mantık kelimesinin ifade ettiği otantik mana genellikle yanlış anlaşılmakta veya hiç anlaşılmamaktadır.
Başlı başına bir bilmin adı olan mantık kelimesine açıklık getirebilmek için; gerçek, hakikat ve doğru kavramları arasındaki farkları açıklamak gerekir.
Gerçek, somut, reel, yaşanan, kanıtlanmış ve deneyle sabit olan şeylerin sıfatıdır. Soyut veya kuramsal (teorik) değildir. Düşünce ve hayal ile ilgisi yoktur.
Hakikat; gerçeğin kendisi değil, zihindeki yansımasıdır. Yani; dış dünyadaki varlık ve olguların genel adı değil, sadece bilincimizdeki gerçektir.
Doğru; kendi içinde çelişki göstermeyen ve mantık kurallarına uygun olan hükümlerin sıfatıdır.
Düşündükçe, belleğimizdeki mevcut fikirlerden yeni çıkarımlar oluştururuz. Bu çıkarımları yaparken, yanlışlığa düşmemek ve geçerli hükümleri geçersiz olanlardan ayırabilmek için, bir takım kurullara ve kalıplara uymamız gerekir.
İşte mantık; bize bu kuralları öğreten bilimdir.
Bu kurallara uygun düşünen, düşünürken araya ilgisiz bir hüküm karıştırmadan muhakeme zincirini titizlikle koruyan bir zihnin ulaştığı sonuç hakikattir ve mantıklıdır.
Mantık; aklın verilerinden hareket eder ve hayattaki olaylarla uğraşmaz, deney yapmaz ve ölçü aleti kullanmaz. Tamamen rasyonel ve kuralcı bir ilimdir: Nesne ile bilinç arasındaki en sağlam köprüdür.
Mantık bilimi; evreni ve doğayı açıklayan fizik ve kimya gibi pozitif bilimlere yol gösterir ve onların metodlarını belirler.
İnsan mantık kurallarını okuyarak öğrenmese bile, günlük hayatla, toplum içinde yaşarken, onları pratik olarak öğrenir. Buna, sağduyu denir.
Mantık; sadece olgun, yetişkin ve normal zihinlerin ideal hakikatleri ile uğraştığı için, her türlü insanın, her türlü ruhsal ve zihinsel olgusuyla uğraşan psikolojiden ayrılır. Ayrıca, hareket ve fiillerimize kural getirerek, doğruya ulaşmak isteyen ahlak kurallarından da ayrı düşünülmelidir.
Mantık konusunda, birçok insanın sürekli dikkatinden kaçan bir yanlışlığı burada düzeltmek gerekir: Mantıklı her düşünce, her zaman doğru değildir. Çünkü, yanlış bir fikir veya önerme mantık kuralları çerçevesinde savunulunca, varılan sonuç "mantıklı" olur. Fakat bu yargının doğruyu yansıttığı söylenemez.
Mesela:
"Avrupa ağır sanayisini kurmuştur.
Arnavutluk Avrupa'dadır.
Öyleyse, Arnavutluk ağır sanayisini kurmuştur."
Bu kıyas, mantık kurallarına tamamen uymaktadır. Fakat, ortaya çıkan sonuç gerçekle bağdaşmamaktadır. Zira; Arnavutluk, malesef, ağır sanayisini henüz kuramamıştır.
Buradaki yanlışlık, kendi içinde çelişkili olan birinci önermeden kaynaklanmaktadır. Gerçekte, Avrupa'nın tümü değil, bazı ülkeleri sanayileşmiştir.
Görüldüğü gibi, mantık kurallarına uygunluk doğruluğun garantisi değildir. Daha geniş bir açılımla diyebiliriz ki bütün bilimsel teoriler mantık kurallarına uygundur ama zamanla birçok teorinin doğru olmadığı ortaya çıkar veya çürütülür.
Bu nüans, mantığın bizi doğruya götürmeyeceği, anlamında alınmamalıdır. Hakikate ulaşmak için mantık, insanoğlunun bu çağa kadar geliştirebildiği en akılcı yoldur ve her zaman olmasa bile, çoğunlukla doğru düşünmemizi sağlar.
İyi irdelenecek olursa, günlük hayatta, duygu ve tutkularımızın, yerleşmiş alışkanlıklarımızın ve monotonlaşmış davranış kalıplarımızın, büyük ölçüde tutsağı olduğumuz görülür. Bu nedenle, önümüze çıkan bir sorunu, genellikle, fazla düşünmeden ve duygularımızı okşayacak bir tarzda kısa yoldan çözümlemeyi yeğleriz.
Fakat mantık, bu tür zaaflardan arınmış olduğu için; duygu, dürtü, içtepi, içgüdü ve ihtiraslardan uzak kalıplar içinde düşünmemize yardımcı olur.
Bu kuralları iyi bilen ve uygulayan insanlar, bilmeyenlere oranla daha fazla ve daha sağlıklı düşünsel üstünlük sağlarlar. Mantık kurallarını zihnine oturtmuş bir kişi her probleme çözüm getiremez ama getirdiği çözümler tutarlı olur.
"İlimlerin ilmi" de denilen bu doğru düşünebilme sisteminin temelini, yaklaşık 2.350 yıl önce, Büyük İskender'in hocalığını da yapmış olan Eski Grek düşünürü Aristoteles atmıştır.
Mantık kurallarını yakından tanıyabilmek için, öncelikle bazı kavramları tanımak gerekir.
Genel Mantık'a göre; düşünce, üç temel olgunun birleşmesiyle oluşur.
Bunlar: Kavram, Hüküm ve Kıyas'tır.
Kavram (terim/mefhum/concept); bir şeyin bilinçte var olması, şekil ve anlam kazanmış olmasıdır. Terim ise sözle ifade edilmiş kavram'dır.
Adını bildiğimiz her şey bir terim ve adını dahi bilmediğimiz ama farkında olduğumuz herşey birer kavramdır. Hava, su, toprak, ateş, ruh, onur gibi...
Hüküm (önerme/yargı/proposition); iki fikir arasında ilişki kurduktan sonra, birini diğerinde doğrulamak veya inkar etmektir. Önerme ise sözle ifade edilmiş hüküm'dür.
"Vergi verilmez, alınır..!" cümlesi bir önermedir.
Kıyas (akıl yürütme/syllogism); iki önerme arasında ilişki kurduktan sonra ortaya bir vargı (conslusion) çıkarmaktır.
"Bütün canlılar ölümlüdür. Balina da bir canlıdır. Öyleyse balina ölümlüdür."
Buradaki "canlı", "balina" ve "ölümlü" terimleri birer kavramdırlar. "Bütün canlılar ölümlüdür" cümlesi bir yargının ifadesidir ve dolayısıyla bir önermedir. "Balina ölümlüdür" cümlesi ise iki önermenin kıyasından ortaya çıkmış bir vargıdır.
Bu üç temel olgunun sonucunda gerçekleşen düşüncenin, yeni düşünceler üretirken uyguladığı mantık istidlaldir.
Çıkarım (istidlal/reasoning); önermelerin düzenli bir şekilde ardarda zincirlenmesi ve bir fikirden diğerine geçiştir.
Çıkarım üç ayrı tarzda gerçekleştirilebilir:
1) Analiz (tümdengelim/deduction)
2) Sentez (tümevarım/induction)
3) Benzetme (andırma/analogy)
Tümdengelim, "bir bütün için doğru olan, parçaları için de doğrudur" ilkesinden hareket eder. Kapsamı geniş bir önermeden daha dar bir hükme varır.
Mesela:
Bütün maddeler sıcakta genleşir.
Hava da bir maddedir.
Hava sıcakta genleşir. *,
Tümevarım, "parçaları için doğru olan, bütün için de doğrudur" prensibini uygular.. Kapsamı dar önermelerden geniş bir hükme varır.
Örneğin:
Bakır ısınınca genleşir.
Gümüş tepsi ısınınca büyür.
Altın bilezik ısınınca genişler.
Öyleyse:
Tüm metaller ısınınca genleşir.
Benzetme, "bir bölümün bir parçası için doğru olan, diğer parçası için de doğrudur" kuralından yola çıkar. Andırma, görülen benzerliklerden görünmeyenlere geçerek çıkarım yapar.
Mesela;
Dünya ile Mars -su, hava ve jeolojik yapı olarak-biribirine çok benzerler.
Dünya'da hayat vardır.
Öyleyse:
Mars'ta hayat olması ihtimali vardır.
Düşünceyi ele alan bu Genel Mantık'tan başka, Aristo'dan bu yana geliştirilmiş çeşitli mantık türleri vardır. Bunlardan birisi de Özel Mantık'tır. Metodoloji diye de adlandırılan bu mantık, tek tek bilimlerin inceledikleri konularda uygulamaları gereken özel metodları ve izlemeleri gereken kuralları gösterir.
Matematik gibi, düşünceyi bir takım şekil ve işaretlerle sembolleştirerek çıkarım yapan mantık türüne ise Lojistik mantık denir.
Çağımızda, en çok kullanılan evrensel mantık kuralları, klasik mantık kurallarından bazılarını artık reddetmektedir. Çünkü, Aristo Mantığı tabiatta değişmez bir düzenin var olduğu inancı üzerine kurulmuştur. Oysa, günümüzde Evren'in ve Doğa'nın sürekli değişen bir yapıya sahip olduğu anlaşılmıştır. Buna rağmen, gerçek olan, klasik mantığın modern mantığı tamamladığıdır.
Günümüzde, neredeyse "dijitalleşmis" olan bir "Dünya Mantığı" oluşmuştur. Bunun tam olarak bir tanımı yapılamamaktadır, fakat;
• Çelişmezlik mantığı
• Doğruluk mantığı
• Formal Analitik mantık
• Transandantal mantık
• Diyalektik mantık
• Fenomenolojik mantık
• Kuantum mantısı, gibi mantık türlerinin bir sentezi olduğu kabul edilmektedir.
 | Mehmet Sağlam, Beynin Kimliği ve Becerileri, S. 69-74. |