Skip to content
Site Araçları
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Şu an buradasınız: Ana Sayfa arrow Kavramlar Dosyası arrow Kavramlar arrow Reform ve Tecdid
Reform ve Tecdid
 

Görüntüleme : 611

Imageİslam'da reformdan bahsetmenin onu tahrif etmekle eşanlamlı olduğunu ortaya koyan bir yazı.

İslâmî anlamdaki yenileme (tecdit) kavramı ile Batı dünya­sında kullanılan reform kavramı birbirinden farklıdır. Bu iki kavram arasındaki farkın gözden kaçırılması çoğu kez içinden çıkılmaz karışıklıklara, yanlış anlamalara yol açmaktadır.

Batı tarzı eğitimden geçmiş ve Batıya ait kavramlarla dü­şünmeye başlamış kimselerin bu kavramları İslâmiyet'e uyar­lamaya kalkışmaları halinde ortaya çok bulanık bir "kavram halitası" çıkmakta, zihinler iyice karışmaktadır. Hele birbirine yakın gibi duran kavramlar söz konusu olursa durum iyice karışıklaşmaktadır.

"Renew" (yenileme, tecdit) kavramı ile "reform" (ıslah, iyi­leştirme ve bu anlamda onarma, yenileme) kavranılan arasın­daki benzerlik, İslâmiyetle Hıristiyanlık arasındaki farklar gözden kaçırılarak kullanıldığında, söz konusu kavramların alanı ve muhtevası birbirine karışmakta, neyin amaçlandığı belirsizleşmektedir.

Hristiyanlık'ta kullanıldığı anlamda reform, dinin ıslahı, yenilenmesi, onarılması amacına yönelik bir faaliyettir. Bura­da, dinin, oluşmuş bulunan yeni şartlara göre yeniden biçim­lendirilmesi, hatta gerekiyorsa tadili (değiştirilmesi) böylece onun yeni şartlara intibakının sağlanması söz konusu olmaktadır. Meselâ iktisadî uygulamanın kapitalistik sistemdeki ge­lişmesi faiz müessesesini yürürlüğe koymuşsa, Hıristiyanlık'taki faiz yasağına rağmen, dinin bu husustaki kesin emrini de­ğiştirmeye matuf faaliyetler reform sayılır. Burada, dinin hü­kümlerinin yeni iktisadî ve içtimaî şartlara uyarlanması ama­cıyla dinin yenilenmesi veya ıslahı, aslında, yeni bir din meyda­na getirmekten başka bir şey değildir. Reforma uğrayan din, artık eski orijinal din olmaktan çıkmakta, onun yerine "mevzu" bir din getirilmiş olmaktadır.

İslâmî anlamdaki tecdit (yenileme) kavramının şimdi sözü geçen hıristiyanî anlamdaki reformla ilgisi yoktur. İslâmî an­lamdaki yenileme kavramı, İslâm'ın aslından saptırılarak an­laşılmasını ve yorumlanmasını önleyerek onun aslına uygun biçimde nasıl anlaşılması gerektiğini ifade eden bir faaliyettir. Yani hıristiyanî reform anlayışında olduğu gibi, oluşmuş bulu­nan yeni içtimaî ve iktisadî şartlara göre dinin değiştirilmesi ameliyesi İslâmî anlamdaki yenileme kavramının dışındadır ve bu anlamda yenileme reforma karşıdır. Reformda tashih edilen dinin kendisi iken, yenilemede din hakkındaki yanlış anlamalar tashih edilir.

Aradaki bu önemli fark gözden kaçırıldığında, yenileyiciler (mücedditler) ile reformcular arasındaki yaklaşım farkının kavranması da mümkün olmaz. î

Son yüz-yüzelli yıl içinde Batı tesirideki "müslüman müte­fekkirler"in tavrı yenileyici olmaktan çok reformcu olmuştur. Bunda, sosyolojinin etkisini görmeliyiz. Çünkü sosyoloji, kül­tür değişiklikleri konusunda, insanın, değişen kültüre uyumu­nu öneriyor. Sosyoloji yönünden din de herhangi sosyal kurum­lardan biridir. Dolayısıyla laik ve profan Batı kafasıyla bakıldı­ğında reform hareketi tabii görülüyor. Yani insanın dinin hü­kümlerine göre kendisi değiştirmesi değil, fakat dinin hüküm­lerini "kendine göre" değiştirmesi öne çıkıyor.

Oysa İslâm'da, müslümanlar dinin hükümlerine göre yaşayarak kendilerini değiştirirler, başka deyişle yenilenen insan­dır, din değil.

Kaynak: Kafa Karıştıran Kelimeler, Rasim Özdenören, S. 97-99.

 

Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Favori Yazdır E-mail olarak gönder

Kullanıcı Yorumları  
 

Kullanıcıların değerlendirme ortalaması

   (0 Oylama)

 

Görünen 0 yorum 0 yorumdan

Gönderilen yeni yorum yok

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.9 © 2007-2008 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >