Skip to content
Site Araçları
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Şu an buradasınız: Ana Sayfa arrow Nefis Terbiyesi Dosyası arrow Nefis Terbiyesi arrow Allah Sevgisini Güçlendirmek
Allah Sevgisini Güçlendirmek Yazdır E-posta
 

Görüntüleme : 899


Allah'ı sevmenin yollarını tavsiyeler bağlamında gösteren bir yazı.

1. Giriş:

Allah sevgisi konusu maalesef kültürümüzde pek konuşulan ve gündemde olan bir konu değildir. Dengesizlikler bu konuda da kendini gösteriyor. Allah korkusu konusu çok işlenilmesine rağmen (ki gereği gibi de işlenilmeli !- Allah sevgisi konusu hiç gündemde değil, bu da dengesizlikleri doğuruyor. Gerçek bir İslami şahsiyet dengesizlikler üzerine kurulamaz. Toplumumuzda ise çocuklara önce Allah sevgisi konusu pedagojik açıdan öğretilmesi gerekirken tam tersine bu konu hiç ele alınmıyor, sadece Allah korkusu konusu o da yanlış bir tarzda çocuklara aktarılıyor, netice itibariyle çocuklarda yanlış bir Allah inancı/telakkisi oluşmakta bu da onların büyüyünce dine sarılmalarını zorlaştırmaktadır.
İnsan için en büyük mutluluk, Allah sevgisine ulaşmaktır. Allah Teâlâ, zâlimleri, fesatçıları, kâfirleri, israfçıları, haddi aşanları, kibirlenip böbürlenenleri sevmez. Buna karşılık takvâ sahiplerini, tevbe edenleri, sabredenleri, ihsan sahiplerini, adâletle iş görenleri, ibadetlerini yapanları, tevekkül edenleri sever.

Allah, çok bağışlayan ve çok sevendir. (85/14)

2. Sevginin tanımı:

  • Sevgi, bir kimseye veya birşeye muhabbet besleme, YAKIN VE GÜÇLÜ BİR ALAKA DUYMA hissidir.

Sevgi, insanlarda doğuştan bulunan bir duygudur. Sevmek ve sevilmek insanın doğal ihtiyacıdır.

İnsan ruhunu olgunlaştıran manevî gıdalardan biri olan sevgi, özellikle çocuklardan esirgenmez. Çocuk ruhunda her türlü iyiliği filizlendirecek olan şey sevgidir. Sevgiden mahrum olarak yetişen çocuklar katı yürekli ve zalim olmaya daha yatkındırlar. Bu mahrumiyet onların ruhunu kesinlikle olumsuz yönde etkiler. Sevgisiz büyüyen çocukların şahsiyetlerinde bozukluklar görünmektedir.

3. Müminler Allah’ı severler:

  • İnsanlardan bazıları Allah'tan başkasını Allah'a denk tanrılar edinir de onları Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin Allah'a olan sevgileri ise (onlarınkinden) çok daha fazladır. Keşke zalimler azabı gördükleri zaman (anlayacakları gibi) bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının çok şiddetli olduğunu önceden anlayabilselerdi. (2/165)
  • De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir. (3/31)
4. Allah’ı niçin sevmeliyiz:

Bir fincan kahvenin kırk yıllık hatırı vardır.
  • O bize hayat verdi.
  • O bizi düzgün yarattı, kulak, göz, kalp, akıl, bilinç, ruh vd. organları verdi.
  • O bizi besliyor, büyütüyor, kalbimizi çalıştırıyor, şifa veriyor, yaşatıyor.
  • O bize bilmediklerimizi öğretti, yol gösterdi.
  • O bize ebedi hayat verecek
  • O bizi seviyor, sonsuz sevgisiyle
  • HERŞEYİMİZİ O’NA BORÇLUYUZ BU YÜZDEN O’NU HERŞEYDEN FAZLA SEVMELİYİZ
İbrahim dedi ki: İyi ama, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?
''İster siz , ister eski atalarınız''
İyi bilin ki onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur);
Beni yaratan ve bana doğru yolu gösteren O'dur.
Beni yediren, içiren O'dur.
Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur.
Benim canımı alacak, sonra beni diriltecek O'dur.
Ve hesap günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum O'dur.
Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat. (Şuara suresi 75-83. ayetler)

5. Allah sevgisini güçlendirmenin yolları:

1. Allah’ın bize olan nimetlerini tefekkür etmek

a. O’nun rahmeti her şeyi kaplamıştır(ayet)
b. aşağıdaki ayet gurubuna sıralayamadığımız diğer nimetleri de derin derin düşünmek

2. Ölümü hatırlamak

a. Biz Allah içiniz ve yine ona döneceğiz(ayet)
b. Dönüşünüz Rabbinizedir (Alak suresi)

3. Allah’ın azametini/gücünü idrak etmek

a. Allah, gökleri ve yeri dağılmasınlar diye tutmaktadır. (Fatır suresi, 41. ayet)
b. Allah bir şeyi dilediği zaman ona ‘Ol’ der o da hemen oluverir (Yasin suresi)

4. Namazı ikame

a. Rabbine secde et ve yaklaş. (Alak suresi 19. ayet)

5. Sürekli dua etmek(Allah’la içli dışlı olmak)

a. Sizin duanız olmasa Allah size ne diye değer versin(ayet)

6. İmanı güçlendirmek

7. Rahman suresini okumak ...

6. Tefekkür(derin deşünme) olmadan sevgi oluşmaz !

İnsan unutan bir varlık olduğundan ayetleri/gerçekleri sürekli yeniden düşünmek zorundadır:

(O öyle lütufkâr) Allah'tır ki, gökleri ve yeri yarattı, gökten suyu indirip onunla rızık olarak size türlü meyveler çıkardı; izni ile denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize verdi; nehirleri de sizin (yararlanmanız) için akıttı.
Düzenli seyreden güneşi ve ayı size faydalı kıldı; geceyi ve gündüzü de istifadenize verdi.
size istediğiniz her şeyden verdi. Allah'ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür! (14/32-34)

Gökten suyu indiren O'dur. Ondan hem size içecek vardır, hem de hayvanlarınızı otlatacağınız bitkiler.
(Allah) su sayesinde sizin için ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve diğer meyvelerin hepsinden bitirir. İşte bunlarda düşünen bir toplum için büyük bir ibret vardır.
O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Yıldızlar da Allah'ın emri ile hareket ederler. Şüphesiz ki bunlarda aklını kullananlar için pek çok deliller vardır.
Yeryüzünde sizin için rengârenk yarattıklarında da öğüt alan bir toplum için gerçek bir ibret vardır.
İçinden taze et (balık) yemeniz ve takacağınız bir süs (eşyası) çıkarmanız için denizi emrinize veren O'dur. Gemilerin denizde (suları) yara yara gittiklerini de görüyorsun. (Bütün bunlar) onun lütfunu aramanız ve nimetine şükretmeniz içindir.
Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağları, yolunuzu bulmanız için de ırmakları ve yolları yarattı.
Daha nice alâmetler (yarattı). Onlar, yıldızlarla da yollarını doğrulturlar.
halde, yaratan (Allah), yaratmayan (putlar) gibi olur mu? Hâla düşünmüyor musunuz?
Allah'ın nimetini saymaya kalksanız, onu sayamazsınız. Hakikaten Allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir. (16/10-18)

7. Sevgi fedakarlık ve özveri ile ispatlanır:

Seven insan özveride bulunur. İnsanın bir şeye olan sevgisi o şey için fedakarlıkta bulunma oranıyla ölçülür. İnsan sevdiği bir varlık için gece-gündüz çalışır. Kültürümüzdeki Leyla ile Mecnun hikayesi buna bir örnektir. Mecnun Leylası için çölleri ve dağları aşıyor, gözü sadece Leylayı görüyor.

Mü’min ise Allah yolunda bu sevgi gösterisinden daha aşağı olmamalı, Allah için zamanını, zaaflarını, günahlarını, malını, enerjisini, uykusunu vs. feda etmeli, gecesini gündüzüne katmalı Rabbisi için.

O’nun dinini yaşamak, yaşatmak ve yaymak için her türlü özveriye hazır olmalı.
Sevgi benzine benzer. Nasıl ki araba benzinsiz gitmiyorsa, bir insan da Allah sevgisi olmayınca O’nun yolunda gidemez.

Sevgi pratikten doğuyor, sırf teoride sevgi genişlemiyor, sevgi pratikle kabak çiçeği gibi açılıyor.

Allah yolunda kılını kıpırdatmayanlar O’nu sevdiklerinden bahsetmesinler.
Allah’ın yolunda daha fazla gayret göstermek istiyorsak O’nu daha fazla sevmeliyiz, ki bu sevgi bize o gayreti/çabayı göstertsin.

8. İman-sevgi ilişkisi:

İman etmek bir şeye güvenmek demektir. Bir varlığa olan güveniniz ne kadar sağlamsa o nisbette onu sevebilirsiniz. Dolayısıyla imanı güçlendirmek sevgiyi de derinleştirecektir.

9. Sevginin hayata yansımaları:

1. Kalbte sevgi duygusu/hissi
2. Fedakarlık
3. İtaat/Allah’ın emirlerini yerine getirme
4. Gözyaşı (sevgi ve korkudan dolayı)

10. Şirksiz bir sevgi kabul edilecek ya da sevginin içini Kur’an doldurur:

Allah sevgisi temeli bulunmayan bir sevgi değildir.
‘Onların çoğu şirk koşmadan iman etmezler.’ ayetinden yola çıkarak ‘şirke bulaşanların sevgisinin de makbul olmayacağını’ söyleyebiliriz. Bugün nice insan
Allah’ı bir şekilde seviyorlar, fakat O’na ortak koşmakla en büyük zulmü işliyerek bu sevgiyi geçersiz kılmış oluyorlar.

Allah sevgisi de tevhidi bir çizgi üzerinde olmakla açar, anlamlı olur ve güzel kokusunu yayar. Kontrolsüz, ilkesiz bir sevgi gerçek sevgi olamaz.

11. Sevgi ve Korku Birlikte Olmalı!

Allah’ın en sevgili kulları olan peygamberler O’nun azabından korkmuşlar ve yine Allah’a sığınmışlardır. Allah sevgisi piramitin başında yer almalı, onun aşağısında cennet özlemi ve cehennem korkusu yer almalı.

Cenneti istememek veya küçük görmek, kültürümüzde bazı şairlerin yaptığı gibi, nankörlüktür ve Allah’ın Kur’an’da methettiği/övdüğü cenneti küçümsemek anlamına gelir, ki bu durum insanı küfre düşürür. Cehennemden veya Allah’ın azabından korkmamak sadece sevdiğini söylemek de kişiyi laubaliliğe, davranışlarda ve amellerde laçkalığa götürür, günahlara karşı hassasiyeti azaltır.

12. Cennette Allah’ın hoşnutluğu ve sevgisi en büyük nimettir:

Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, altlarından ırmaklar akan cennetler vaad buyurdu. Orada ebedi kalacaklardır. Hem de Adn cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. Allah'ın rızası(sevgisi) ise hepsinden büyüktür. İşte asıl büyük kurtuluş da budur. (9/Tevbe suresi 72. ayet)

Cennet deyince hep aklımıza bazı maddi nimetler geliyor. Cennet sadece yiyecek, içeceklerle dolu olan bir yer değil, Allah’la manevi bağ ve sevgi ilişkisini de içine alıyor. Ki bu nimet en üstün nimettir. Allah sevgisi konusu kültürümüzde yaygın olmayan bir konu.

Cennette

- güzellik, rahatlık dolu görkemli bir ortam vardır
- mutluluk ve huzur dolu bir yaşam vardır
- Allah’ın sınırsız ikramı ve nimetleri vardır
- Sonsuz bir yaşam vardır
- Hüzeün ve korku yoktur
- Boş ve günahı hatırlatan konuşmalar yoktur
- Can sıkıntısı yoktur
- En önemlisi ise Allah sevgisi vardır.

Sevgi, insanlarda doğuştan bulunan bir duygudur. Sevmek ve sevilmek insanın doğal ihtiyacıdır demiştik.

İhtiyaç ise: Eksiklik durumlarından oluşan psikolojik bir gerilim, ki bu gerilim kişiyi o eksikliği gidermeye sevkediyor.

İnsanda birincil ihtiyaçlar vardır (yemek, içmek gibi). Bir de ikincil ihtiyaçlar vardır (zihinsel, kültürel sosyal ilgiler gibi). Hepsinden de önemlisi insanın ruhi-manevi ihtiyacıdır. Bu ise gerçek anlamıyla Allah sevgisiyle doyurulabilecek bir ihtiyaçtır. İnsan öbür dünyada ne kadar maddi nimetleri tatsa da bunlar Allah’ın sevgisini, O’nun tarafından sevilmeyi sonsuza değin tatması kadar güzel olamaz.

Bu dünyada zaman zaman özellikle namazlarda tattığımız o Allah’a yakın olma duygusu cennette tadacağımız sonsuz manevi duyguların belki habercisi niteliğinde. Bu dünyada tadılan o manevi duyguları tattığımız anda aklınıza maddi nimetleri getirin kesinlikle değişmek istemediğinizi görürsünüz. Çünkü manevi ihtiyaç maddi ihtiyaca galib gelir. Çünkü insan sadece topraktan yaratılmış bir varlık değil. Onun manevi bir boyutu da var, ki insanı insan yapan da bu boyuttur.

Bu yüzden ilahi sevgi hedeflenmesi gereken en önemli nimetlerden.

İlgili Diğer Ayetler:

  • De ki, size, o istediklerinizden daha hayırlısını haber vereyim mi? Korunan kullar için Rablerinin yanında cennetler var ki, altlarından ırmaklar akar, içlerinde ebedî kalmak üzere onlara, hem tertemiz eşler var, hem de Allah'dan bir rıza vardır. Allah, o kulları görür.(3/Al-i İmran 15)
  • Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve kendi aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir. Bu, tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gider, sonra kurur, onu sapsarı görürsün, sonra çerçöp olur. Ahirette ise çetin bir azab; Allah'tan mağfiret ve rıza vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.(57/Hadid 20)
  • İman edip de hicret edip, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad edenler, Allah katında en büyük dereceye sahiptirler. İşte bunlar murada ermiş olan mutlu kullardır.Rab'leri, onları kendi katından bir rahmet, bir rıza ve bir cennetle müjdeler ki o cennette onlar için bitmez tükenmez nimetler vardır. (9/Tevbe 20-21)
  • Rableri katında onların mükâfatı, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat, Rabbine saygı gösterene mahsustur. (98/Beyyine, 8)

Nefsin arzularına dayanmak bunları dizginleyebilmek çok zor. Allah korkusu ve sevgisi olmazsa bunu başarmak mümkün değil. Değer yargınız ne ise onu yaşatırsınız. Değeri koyanı veya bizzat o değer yargısını ilah edinirsiniz. Doğru yola girmek için değer yargılarını değiştirmek lazım. Dolayısıyla İLAHI doğru seçmek lazım. Gerçek İLAH ise Allah’tır.

Hadis: ‘Cennet çepeçevre nefsin hoşuna gitmeyen şeylerle sarılmış, cehennem de (bedeni arzu ve iştahaları kabartan) şehvetlerle’

Cennet zorluklarla perdelenmiş, cehennem nefsin hoşuna giden herşeyle perdelenmiştir. Dıştan bakanlar hep bu perdelere takılır kalırlar. Perdeler itibariyle ise, cehennem iç gıcıklayıcı, cennet de ürperti verici bir durumdadır. Onun içindir ki insanların çoğu işin dış yüzüne bakmış ve aldanmışlardır. Dolayısıyla cehennemin talibi çok, cennetin talibi ise oldukça azdır.

İnsanların çoğu küçük hesaplar peşindedir: ‘Namaz iyidir, fakat günde beş defa kılmak bana zor geliyor.’ diyen bir insan, namazdaki çok küçük meşakkate takılıp kalmıştır. Kışın abdest zorluğu bazılarını yolda bırakmıştır. Halbuki, hadiste gördük ki, aynı abdest, onun bu büyük sıkıntısına katlanan bir başkasını adım adım cennete yaklaştırmaktadır. Oruçta, zekatta, haccda, cihadda da aynı şeyleri düşünmek mümkündür. Akılları, akıllı davranmalarına mani olan niceleri, bu küçük engel ve engebeler karşısında gereken sıçrayışı yapamamakta – dört adım ötede bütün depdebe ve ihtişamıyla kişiyi bekleyen cennete ulaşamamaktadır.

Sahabede cennet özlemi çok güçlü idi. Hayatla başedebilmenin hayata hükmedebilmenin sırrı budur.

Cennetler için koşuşun:

Cennetteki maddi nimetleri Allah sevgisiyle karşı karşıya getirmemek lazım. Hepsi sonuçta Allah’ın hoşnutluğunun bir sonucu. Allah ‘cennetler için koşuşun’ diye insanı cennete özendiriyor. Buna rağmen tarihte cenneti küçümseyici şiirler yazılabilmiştir, bugün çok büyük kabul edilen kimi insanlar tarafından...

Rabbinizin bağışına ve genişliği göklerle yer arası kadar olan, Allah'tan gereği gibi korkanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun! (3/133)

13. Allah’a Uymak/Bağlanmak:

Allah’a uymak konusundaki sırrı öğrenebilmek için çoğunluğa uyma konusunda insanlarda işleyen psikolojik mekanizmalara göz atmak faydalı olacaktır:

• Başkalarına yönelme, başkalarından kabul görme, değer verilme ihtiyacı bizi başkalarının beklentilerine göre hareket etmeye düşünmeye sevkediyor. Bu eğilimin gücü, başkalarının bizim üzerimizdeki değerine göre değişiyor, yani biz örn.: eşimizin, patronumuzun beklentilerine karşı hassasken, kapımıza gelen misyonere karşı duyarsızız.

• Değer vermek ise bir şekilde bağımlılıkla bağlantılı ve bu, başkalarının bizim üzerimizde bir parça yaptırım(ceza(alaya alma,dövme vs.) ve mükafat verme(kabul etme, takdir etme)) gücüne sahip olmalarıyla irtibatlı.

Değer <--> bağımlılık derecesi <--> yaptırım gücünün derecesi <--> çoğunluğa uyma eğilimi.

Çoğunluğa uyma hastalığından kurtulma yolları:

• İnsan çoğunluğa ne kadar değer verirse, onların yaptırım gücünden ne kadar korkarsa, onlara hangi derecede bağımlı olduğunu zannederse o nisbette çoğunluğa uyma eğilimi taşır. Doğru düşünmenin temeli ise yanlız Allah’a/Hakikate değer vermektir. Çoğunluğa değer vermiyen bir insan çoğunluğa uymaz. Hatırlayalım: İhlas: ‘Halkın/çoğunluğun takdiri ile kınamasının kişinin nezdinde eşit olması halidir’.

• Özgüven/Cesaret. Unutmayalım Allah’ın azabı daha şiddetli, nimeti daha süreklidir.

Allah’ın yaptırım gücü daha üstün:

Çoğunluğun yaptırım gücünü insanlar Allah’ın yaptırım gücünden daha aktüel ve yakın görüyorlar. Halbuki Allah’ın her an hayatımıza müdahele ettiğini, bize diğer insanlardan daha yakın olduğunu unutmamak lazım:

- 24 saat boyunca hiç durmayan kalp atışlarımız Allah’ın kontrolünde gerçekleşiyor
- İçimizdeki kan dolaşımını Allah yönetiyor
- Yağmuru yağdıran O
- Güneşi doğduran, geceyi gündüzü var eden O
- Milyarlarca canlının rızkını veren O
- Bütün kainatı tek başına idare eden O ...

Bu kadar aktiviteyi gördükten sonra Allah’ın yaptırım gücünün her an aktüel olduğunu hatırlayıp çoğunluğun veya başka faktörlerin baskılarına boyun eğmemek lazım.

Allah tarafından sevilmek en güzel duygudur:

Alemlerin Rabbi(terbiye edicisi, düzenleyicisi, efendisi, sahibi ve yöneticisi) tarafından sevilmek... Kainatın yaratıcısı tarafından değer verilmek... Uçsuz bucaksız gökyüzünün idarecisi tarafından anılmak ve sevilmek... Herşeyimizi kendisine borçlu olduğumuz varlık tarafından O’nun sevgisine layık kılınmak...Merhametlilerin en merhametlisi tarafından sevilmek kadar daha güzel bir şey olabilir mi?

  • Güç ve kuvvet sahibidir. O mutlak iktidar sahibidir.
  • Hayır ve şer onun iradesi içindedir, biz ise rızasına talibiz ve bunun için imtihan ediliyoruz.
  • Kader de, rızık da, ecel de O’nun elindedir.
  • Eğer biz O’na doğru gidersek, O bize koşarak gelir.
  • Eğer bildiklerimizi hayata geçirirsek, O bilmediklerimizi bize öğretir. cömerttir.
  • Yoktan varedendir. Gören, bilen, işitendir.
  • Dirilten ve öldürendir. Koruyan ve kahredendir.
  • Geceden gündüzü, gündüzden geceyi çıkartan O’dur.
  • Din gününün sahibidir.
  • Herkesin yaptığının hesabını soracak olan da O’dur.
  • Siz O’nun kitabına uyarsanız, O sizin ömrünüzü ve rızkınızı bereketli kılar.

14. Örneklerimiz olan Peygamberler manevi yönden derinlikli insanlardı:

Peygamberler ruhta derin olma özellikleriyle de mü’minlere örnek olmuşlardır. Allah’a karşı nasıl haşyet duyulacak, nasıl mahviyet içinde olunacak, secdeler nasıl bir derinlikle eda edilecek ve nasıl iki büklüm olunacak... rüku’ nasıl yapılacak..ka’dede nasıl büklüm büklüm olunacak.. elçi bize tüm bu konularda da örnektir.

İşte bunlar, Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, Âdem'in soyundan, Nuh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail (Ya'kub) 'in soyundan, doğruya ulaştırdığımız ve seçkin kıldığımız kimselerdendir. Onlara, çok merhametli olan Allah'ın âyetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlardı. (19/58)

İnsan, iç alemi itibariyle derinleşebildiği ölçüde davranışları da çok mükemmel olacak. İnsan evvela o noktaya ulaşmayı bir ideal ve gaye haline getirmeli, sonra da, oraya götüren yolları bir bir denemelidir.

Peygamberler dengeli yaşamın birer nümuneleridirler. Onlar sadece namaz ibadetleriyle ilgilenmemişler, aynı zamanda dünyevi ihtiyaçlarını da gidermişler, insanları dinde aşırı gitmeme noktasında uyarmışlardır.

Mesela her gece bütün gece boyunca namaz kılıp hanımlarını ihmal eden sahabeye böyle yapmamaları gerektiğini, kendisinin de böyle yapmadığını bildirmiştir.

Her aşırılığın iki ucu vardır. Bu örnek bir ucunu temsil ederken, ruhsuz, kuru bir hayat ve ibadet de öbür ucunu temsil ediyor. Allah’ın ayetlerini işitip de duygulanmamak taş kalpliliğin bir göstergesidir.

Halbuki peygamberler namaz kılarken Allah’ın azametini idrak ederek ağlıyorlardı. Yüce Allah’ın karşısında eğilmenin sevinci ve tattıkları huzur onları gözyaşlarına boğuyordu.

Her müminin böyle Allah’la bir özel ilişkisi(manevi bağı) olmalı. O’nun elçileri bu konuda zirveyi temsil ediyorlar.

Peygamberin hayatını okuyanlar bu konuda da sayısız örneklere rastgeleceklerdir. Onların hayatları sadece savaş, eğitim, siyasetle değil, Allah’la sürekli bir beraberlik bilinciyle yaşanmış bir hayat idi.

Sonuç:

İnsan sonsuz nimet ve sevgisiyle bizi seven Rabbini sevmeli, her şeyden daha fazla sevmeli, O sevgiyi hayatının merkezine koymalı, o merkezden bütün hayatını yönlendirmeli ve yaşamalıdır.

Nankörlük insanoğluna yakışmıyor.

  • Ey, Rabbine itaat edip huzura eren nefis! Hem hoşnut edici, hem de hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön. Kullarımın arasına gir. Cennetime gir. (89/Fecr suresi 27-30)

Quelle:Ömer Karaarslan, kuranislami.com


Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Favori Yazdır E-mail olarak gönder

Kullanıcı Yorumları  
 

Kullanıcıların değerlendirme ortalaması

   (0 Oylama)

 

Görünen 1 yorum 1 yorumdan

İleten neslihan, Tarih 26-03-2008 07:22,
1. ...
o vardır.onu inkar edenler kendilerinden aciz aslında onun var olduğunun farkında olup günahları için mazeret üretme yoluna giden küçük beyinli insanlardır.onun varlığını mı hissetmek istiyorsunuz.baktığınız herşeyde ve heryerde çok açık ondan izler görebilirsiniz.ve aşık oluyor seviyor seviliyorsanız,iyi olmak ve iyilik yapmak istiyor ve bu size mutluluk veriyorsa onun sayesindedir ve tüm bu güzellikler onun hediyeleridir "anlayana"..onu seviyorum cennete girebilmek için değil beni var ettiği ve bu tüm güzel duyguları yaşattığı için.bana öğrettiği ve öğretmek istedikleri için seviyorum onu.
 
» Bu Yorumu Administratore raporla
» Yorumu cevapla...

Görünen 1 yorum 1 yorumdan

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.9 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >