Skip to content
Site Araçları
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Şu an buradasınız: Ana Sayfa arrow Sünnet / Hadis Dosyası arrow Sünnet / Hadis arrow Mevzu (Uydurma) Hadisler
Mevzu (Uydurma) Hadisler
 

Okunma Sayısı : 1821

ImageMevzu(uydurma) hadisler konusunda halen müslümanlarda ciddi bir bilinç eksikliğinin bulunduğunu gündeme getiren bir yazı.

Basit olarak, Hz. Peygamber’in söylemediği veya yapmadığı bir şeyi, yalan yere ona izafe ve isnad etmek, (77) şeklinde tarif edebileceğimiz mevzu hadisler konusunda vurgulanması gereken husus­lar şunlardır:

Bilindiği gibi İslam'ın ilk yüzyıllarından itibaren çeşitli sebep­lerle uydurulmuş olan hadislerin tespiti için İslam âlimleri, özellik­le de bazı hadisçiler büyük çabalar harcamışlar ve çabalarının ürünlerini bilahare mevzu hadisleri toplamak amacıyla yazdıkları eserlerde sergilemişlerdir. Yapılan bu çalışmalara bakılarak, ha­dislerin uydurma olanlarının olmayanlardan kesin olarak ayrıldığı şeklindeki bir anlayışın ileri sürüldüğüne sıkça rastlanabilmektedir. Bu anlayış, 'muteber kaynaklar' olarak nitelenen eserlerde mevzu hadislerin bulunmadığı iddiasında da kendisini gösterebil­mektedir. İşte, vurgulanması gereken ilk husus; bunun son dere­ce yanlış ve temelsiz bir iddia, o derece de tehlikeli sonuçlar do­ğurabilecek bir 'aşırı iyimserlik' olduğudur.

Bugün geldiğimiz bu noktada, muteber olsun olmasın, çeşitli kaynaklara dağılmış bulunan on binlerce hadis ve rivayete sahi­biz. Bugüne kadar geçen on küsur yüzyıl boyunca âlimlerimizin tespit ettikleri mevzu hadislerin sayısı ise, bunların yanında son derece azdır. Nitekim, mevzu hadislere dair yazılmış olan en kap­samlı kitap olduğu söylenen (78) İbn Arrâk'ın (ö. 963/1555) Tenzîhu'ş-şeriati'1-merfû'a 'ani'l-ahbâri'ş-şenî'ati'l-mevdü'a adlı eseri, yaptığımız sayıma göre, yaklaşık otuz beş konuda iki bin doksan sekiz hadis ihtiva etmektedir. Bu sayının on binlerce -büyük ihti­malle yüz bini bulan- rivayetler içinde son derece küçük bir oran teşkil ettiği kuşkusuzdur. Ulemanın geçmişte tespit ettiği, ancak mevzu hadislere dair eserlerde yer almayan başka uydurma ha­dislerin de olabileceği ihtimalini göz önüne alarak, bu sayıyı ikiye katlasak dahi, yine de, geride çok büyük sayıda hadis kalmakta­dır; ki bunların tamamının makbul olduğunu iddia etmek müm­kün olmadığı gibi, içlerinde hiç mevzu hadis bulunmadığını ileri sürmek de, aynı şekilde imkânsızdır. Bu hem bilimsel zihniyetin gerektirdiği temkinli ve ihtiyatlı konuşmanın, hem de İslam Düşüncesinde Hadis Metodolojisinin ikinci bölümünde örneklerini zikrettiğimiz ve mevzu hadislere dair eserlerin dışındaki muteber addedilen kaynaklarda yer alan pek çok uydurma rivayetin orta­ya koyduğu tablonun bir ifadesidir.

Özellikle münker, garîb ve ferd hadisler başta olmak üzere, çeşitli zayıf hadis türleri içinde mevzu olma ihtimali yüksek, pek çok rivayetin bulunduğu da daima göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu durum karşısında, günümüzde yeniden oluşturulacak bir ha­dis usûlünde, mevzu hadisler konusuna -en az sahih hadis konusu­na verilen kadar- önem verilmesi ve geniş bir yer ayrılması gerek­tiği açıkça görülmektedir. Buna bağlı olarak, mevzu hadisleri teşhir ve tespit için klasik hadis usûlünde göz önünde bulundurulmuş olan ilkelerin daha da geliştirilmesi son derece isabetli olacaktır.

Maalesef, günümüzde mevzu hadisler konusunun önemi kavranamadığından, bu yolda yapılmış kayda değer çalışmalara da rastlanamamaktadır. Nasıruddîn el-Albânî gibi selefi çizgideki bazı araştırıcıların mevzu hadisler konusunda birtakım çalışmalar yap­tığı görülmekteyse de,(79) Albânî'nin isnad merkezli bir hadis usûlü anlayışını benimsemiş olması, metin açısından mevzu olduğu son derece açık olan bazı hadislere sahih damgasını vurabilmesine yol açmıştır.

Diğer yandan doğrudan mevzu hadislerin tespitine yöne­lik olmamakla beraber, geçmişte güvenilir addedilmiş olan birta­kım hadislerin, aslında mevzu olabileceğine dikkat çeken Reşîd Rızâ, Ahmed Emîn, Ebû Rayye, es-Seyyid Salih Ebû Bekr, Muhammed el-Gazâlî gibi müelliflerin eserleri de burada zikredilmelidir. Ancak bunlar, mevzu hadisleri tespit amacıyla geçmişte yapılan çalışmaları aşmayı hedefleyen, sistemli ve kapsamlı bir projenin ürünü olmayıp, geçmiş mirasımıza tenkitçi bir bakış açısıyla yak­laşma çabası olarak görülebilir. Buna rağmen, mevzu hadislerin tespiti yolunda yapılmış olan geçmiş çalışmaların yeterli olmadığı­nı ve bu alandaki çalışmaların yeniden başlatılıp yoğun bir şekilde sürdürülmesi gerektiğini gözler önüne sermesi bakımından, bu eserlerin hayli yararlı olduğu düşüncesindeyiz.

Benzer şekilde ül­kemizde de Abdullah Aydemir'in, Tefsirde İsrailiyât ve İslami Kay­naklara Göre Peygamberler adlı iki çalışması, tefsir alanında yapıl­mış olmasına rağmen, tefsir kaynaklarımızdaki problemli, merdûd ve mevzu hadislerle, İsrailiyat-Mesihiyat türü rivayetlere dikkat çekmesi açısından son derece yararlı olmuştur.

Bunların dışında Türkçemizde, mevzu hadisler konusunda, geçmiştekileri tekrarlayan bir iki çalışma dışında, herhangi bir çalışmaya rastlamak mümkün değildir. Bunlardan biri, Mevzuat-i Âliyyu'l-Kârî Tercemesi adlı, bilimsel bir titizlik ürünü olduğunu söylemenin mümkün olmadığı bir tercüme; (80) diğeri ise M. Yaşar Kandemir'in, Yüksek İslam Enstitüsü öğretmenliği için hazırladığı, Mevzu Hadisler -Menşe'i, Tanıma Yolları, Tenkidi- adlı çalışma­dır. (81) Son zamanlarda, Ebû Gudde'nin, mevzu hadisler üzerine yazılmış bir kitapçığı da yayımlanmıştır.(82)

Son derece yetersiz olan bu çalışmalar dışında, Türkçemizde mevzu hadislerle ilgili derli toplu bir çalışma yoktur. Hâlbuki, hiç­bir şey yapılmasa bile, bugüne kadar mevzu hadisleri tespit ama­cıyla yazılmış eserlerde yer alan hadisleri, tek bir eserde toplayan bir antoloji yapmak dahi faydalı olabilirdi. Kamuoyunu bu konuda aydınlatmak için, DİB'nın bir proje dahilinde mevzu hadisler alanında ciddi çalışmalar başlatması ve bu amaçla İlahiyat fakül­teleriyle işbirliği yapması bizce elzem görünmektedir. Tekrar ifa­de edelim ki, mevzu hadisler konusunda toplumun aydınlatılması amacıyla ciddi çalışmalara hâlâ rastlanmaması, ilim çevreleri dahil konuyla ilgilenenlerin bu hususta yeterli bir hassasiyet geliştire­memiş olmasından kaynaklanmaktadır.

Nitekim ülkemizde dinî öğretim veren İmam-Hatip okulları, Kur'an kursları ve DİB eğitim merkezlerinde hadis konusunda verilen eğitim içinde, mevzu ha­dis konusunun çok cılız kalması; keza son zamanlarda imam-hatipler ve vaizler üzerinde yapılan alan araştırmalarının, hâlâ dinî vaaz ve irşad faaliyetlerinde küçümsenmeyecek bir oranda uy­durma hadis kullanıldığını göstermesi, benzer şekilde, İlahiyat fakültelerinde verilen hadis öğretiminde, mevzu hadisler konusu­na, ya hiç yer verilmemesi ya da son derece az bir yer verilerek geçiştirilmesi, bu tespitin doğruluğunun en açık kanıtlarıdır.

Dipnotlar:

(77) Hadis ilminde, hadis uydurmadan söz edildiğinde genelde Hz. Peygamber akla gelmekle birlikte, sahabe ve daha sonrakiler adına rivayet düzüldüğünü de hatırlamak yerinde olur. Konuyla ilgili şu anekdot oldukça ilgi çekicidir: ‘Muhtar es-Sakafî (ö. 67/686) hadis ehlinden birine, 'Benim için, kendisinden sonra hali­fe olacağıma dair Hz. Peygamber'den bir hadis uydur,' diye teklifte bulundu. Hadisçi: 'Rasulullah'tan olmaz; ama dilediğin sahabeyi seç, teklif ettiğin paradan da sana dilediğin kadar indirim yapayım,' dedi. Muhtar, 'Peygamber'den olan daha etkili olur,' deyince hadisçi de, 'Ama azabı da daha şiddetli olur,' cevabını verdi." İbnul-Cevzî, el-Mevdû'at, 1. 39; Suyûtî, el-Le'âlil-mansu'â, II. 468-469.

(78) Beyrut 1981, 1. s. "ayn" ve "fe" (Önsöz). !

(79)Mesela, onun, Silsiletu'l-ehâdisi'd-da'îfe ve'l-mevdu'a'sı gibi.

(80) Çev. Ahmed Serdaroğlu, Ankara 1966.

(81) DİB Yayınları, Ankara 1975.

(82) İstanbul 1995.

(83) Bu konuda Recep Yılmaz'ın Din Görevlilerinin Hadis Birikim Seviyeleri Üzerine Tecrübî Bir Araştırma adlı yayımlanmamış yüksek lisans tezi (AÜİF, Ankara 1994) ile Mehmed Bilen'in, TC DİB'ye Bağlı Camilerde Görev Yapan İmamların Hadis Bilgilerinin Mahiyeti Üzerine Tecrübî Bir Araştırma adlı yine yayımlanmamış yüksek lisans tezi (AÜİF, Ankara 1996) burada özellikle zikredilmelidir. Ankara mer­kez vaizlerinin vaazları üzerine yapılmış olan ilk çalışma sonuçlarına göre, %16 oranında bâtıl/mevzu hadis kullanıldığı anlaşılmaktadır (Agt., s. 66). Ankara ve Şırnak illerindeki imamlar üzerinde yapılan ikinci tezin sonuçlarına göre de, imamla­rın büyük çoğunluğunun mevzu hadisleri sahih olarak bildikleri (Agt. s. 137), hatta bazı imamların bazı mevzu hadisleri ayet olarak bildikleri anlaşılmaktadır (Agt., s. 139). Yine bazı atasözlerini de sahih hadis olarak bildikleri, ortaya çıkan sonuçlar arasındadır (Agt. s. 140). Bunlar, İmam-Hatip lisesi ile İlahiyat fakültelerinde veri­len hadis eğitiminin ne kadar yetersiz olduğunu gösteren bazı bulgulardır.

Alternatif Hadis Metodolojisi, Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, S. 125-128.

   
Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın
Favori
Yazdır
E-mail olarak gönder

Okuyucu yorumları  
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
İsim
Başlık  
Yorum
 
Kullanılabilecek İşaret Sayısı: 1200
 
  This image contains a scrambled text, it is using a combination of colors, font size, background, angle in order to disallow computer to automate reading. You will have to reproduce it to post on my homepage
Gördüğünüzü yazın:

   
   

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.9 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >

Giriş Formu

Giriş yap / Kayıt ol