Görüntüleme : 583  |
İyi niyetle hadis uyduranlarla ilgili Prof. Dr. Lütfü Çakan'ın Hadis Usulü isimli kitabından M. Akifin de konuyla ilgili nefis bir şiirini okuyabileceğiniz bir alıntı yazısı.
İslama Hizmet Etmek Arzusu
Gariptir ama Müslümanları iyi amellere teşvik etmek ve onları kötülülerden sakındırmak maksadıyla da hadis uyduranlar olmuştur. Hatta bu yolla Allahın rızasını kazanmayı umanlar bile çıkmıştır.
Bu düşünce ile hadis uyduranlar din için en tehlikeli sınıfı oluşturmuşlardır. Çünkü bunlar, halkın sevip saydığı, hareketlerini örnekaldığı kişilerdi. Onların hadis diye tanıttıkları sözler, hiç tereddütsüz hadis olarak kabul edilecek, aksine ihtimal bile verilmeyecekti.
Bu sebeple onlar, dini bozmak için özel gayret sarfedenler kadar zararlı olmuşlardır.
Bu arada lehte hadis uydurmayı caiz gören bir anlayıştan da söz etmek gerekmektedir. Hadis uydurmayı yasaklayan hadisteki "aleyye" kelimesini "aleyhimde" diye yorumlayıp lehte uydurulacakların bu yasak kapsamına girmeyeceğini iddia edenler de bu işte etkili olmuşlardır..
Düşünce ve gayeleri ne olursa olsun, hadis uydurmaya cevaz verenler, farz veya mendup, haram veya mekruh şıklarından birine ait şer'î bir hükmü Hz.Peygamber'e isnad ederken, netice itibariyle Allah'a karşı yalan söylediklerini düşünmüyorlardı.
Bu tür düşünce ve yapılan işin çirkinliğini ve yersizliğini Mehmed Akif şu mısralarıyla değerlendirmektedir:
Kitabı, Sünneti, İcmaı kaldırıp attık;
Havassı maskara yaptık, avamı aldattık.
Yıkıp şeriatı, bambaşka bir bina kurduk
Nebiye atf ile binlerce herze uydurduk.
O hali buldu ki bu cür'et: "yecûzu fi't-tergîb.."
Karar-ı erzeli fetva kesildi:!.. Hem ne garîb.
Hadisi vazediyorken sevap uman bile var!
Sevabı var mı imiş bir zaman gelir, anlar!
Cihanı titretiyorken nidây-ı "men kezebe.."
İşitmiyor mu, nedir, bir bakın şu bî edebe:
Lisan-ı pâk-i Nebiden yalanlar uyduruyor,
Sıkılmadan da "sevap işledim" deyip duruyor.
Düşünmedin mi girerken şeriatın kanına?
Cinayetin kalacak zanneder misin yanına?
Sevap ümid ediyor ha! Deyin ki nâmerde
Sevabı sen göreceksin huzur-ı mahşerde!"
(Safahat, s. 274-275 (5. baskı))
Kaynak: Hadis Usulü, Prof. Dr. İsmail Lütfü Çakan.
|