Skip to content
Site Araçları
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Şu an buradasınız: Ana Sayfa arrow Sünnet / Hadis Dosyası arrow Sünnet / Hadis arrow Şefaat Hadisleri
Şefaat Hadisleri
 

Okunma Sayısı : 2255

ImageŞefaat konusundaki hadislerin Hz. Peygambere aidiyetinin kesin olmadığını ve artı şefaati reddeden hadislerin de bulunduğuna işaret eden bir yazı.

'Şefaat' inancı, sadece Müslümanlara has olmayıp hemen hemen bütün semavi dinlerde ve İslam öncesi cahiliye inancında da mevcuttur.(75) Yüzyıllardır pek çok Müslümanın inanageldiği bu 'şefaat' meselesi, Kur'an-ı Kerim tarafından açıkça reddedilmesine (76) ve kıyamet günü bazı günahkârların şefaat edilerek günahlarının bağışlanacağına dair tek bir ayet dahi bulunmamasına (77) rağmen, birtakım hadis rivayetlerine dayanılarak bu inanç ortaya atılmış ve genel kabul görmüştür.

Yüzyıllardır Müslümanları kendi iman ve amellerine değil de, Hz. Peygamber'in Kur'an'da adı geçmeyen 'şefaat' -yani kayırma yetkisine güvenmeye teşvik eden bu rivayetler üzerine, Bahattin Akbaş tarafından, Hadislere Göre Hz. Peygamber'in Şefaati Meselesi konulu bir yüksek lisans tezi yapılmıştır (AÜİF, Ankara 1994).

Konuyu, Kur'an açısından da tartışıp şefaat diye bir şeyin olmadığı sonucuna varan Akbaş, birinin şefaat etmesinin Allah'ın iznine bağlı olduğuna dair ayetlerin, bu iznin mutlaka verileceğine ve şefaatin mutlaka gerçekleşeceğine değil, şefaat izni verme yetkisinin -putlara, meleklere, peygamberlere değil- sadece Allah'a ait olduğunu, yani O'nun güç ve kudretinin mutlaklığını vurgulamak ama­cına yönelik olduğuna dair görüşleri de aktarır, ardından da konuyla ilgili rivayetleri ele alır.

Yaklaşık iki yüz rivayet üzerinde ya­pılan incelemede, bunların iki ana gruba ayrıldıklarını, hadislerin çoğunluğunun şefaat inancını desteklediğini ve bunların on üç başlık altında toplandığını, kalan az sayıda rivayetin ise şefaatin söz konusu olmadığını gösterdiğini ve bunların da altı başlık altında toplandığını göstermiştir. (78) Aslında sayısı yüz seksene varan şefaat lehindeki hadislerin çoğunun aynı hadisin mükerrer ishadları olduğu göz önüne alınırsa, bunların da gerçek sayısının yüz seken civarında değil, on üç civarında olduğu kabul edilebilir. Ne var ki, şefaat lehine hadisler -muhtemelen Hz. Peygamber'i yüceltmek amacıyla- tercih edilmiş ve hadisçiler ve diğer İslam ule­ması tarafından yaygınlaştırılması temin edilmiştir. ~

Şefaatle ilgili hadis rivayetlerinin kaynaklardaki gelişiminin kronolojik olarak incelenmesi (79) yanında, ayrıca bu rivayetlerin epistemolojik değeri üzerinde durulmuş, bunların mütevatir değil ahâd oldukları, mütevatir olduklarını iddia edenlerin iddialarının temelsiz ve geçersiz olduğu; âhâd hadislerle 'şefaat' gibi önemli bir konuda karar vermenin mümkün olmadığı da ortaya konmuştur. (80)

Ayrıca, şefaat konusuyla ilgisi bulunan 'vesile' meselesi de nicelenmiş, "Ey iman edenler! Allah'tan korkun, sizi O'na yaklaştıracak vesile arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki, kurtuluşa eresiniz," (81) ayetindeki vesilenin şefaatle herhangi bir ilgisinin bu­lunmadığı, Kur'an'daki vesilenin iman, salih amel ve duadan başka bir mânâya gelmediği sonucuna ulaşılmıştır. (82)

Özetle, Kur'an'da şefaatin varlığı ve hesap günü Hz. Peygamber'in şefaat edeceği yolunda herhangi bir kesin delil bulunmamak­ladır. Bilakis Kur'ani öğreti tamamen 'şefaat anlayışı'nın karşısındadır. Sadece bir iki ayetin zorlama te'villere tâbi tutularak, şefaat diye bir şeyin varlığının ileri sürülmesi ise mümkün değildir.

Böyle olunca, şefaatin varlığına dair hadislerin Kur'an-ı Kerim'e ters düştüğü anlaşılmaktadır. Bu rivayetlerin zaten âhâd ol­ması itibarıyla kesinlik ifade etmemesi, birçoklarının kaynak ve isnad açısından problemli olması, ayrıca şefaat karşıtı başka riva­yetlerin mevcudiyeti, diğer yandan Hz. Peygamber'in bırakın ahirette, bu dünyada bile suçlularla ilgili şefaat teşebbüslerini şiddetle reddetmesi, (83) biz Müslümanların şefaat konusunu tekrar gözden geçirerek, bu dünyada büyük günah işleyenlerin -çünkü bazı hadis rivayetleri şefaatin büyük günah işleyenler için olduğunu açıkça ifade etmektedir- ahirette ne için affedileceklerini, bunun insanların yeryüzünde günah, zulüm ve bozgunculuktan uzaklaşmaları için gönderilen İslam'ın hangi hedeflerini gerçekleştirmeye yaradığını (?) iyice düşünmemiz gerekir.

Bu dünyada suç işleyenlerin affedilmesi yönündeki bazı taleplere -kuşkusuz ahlaki olmadığı için- karşı çıkan Hz. Peygamber'in, ahirette pek çok büyük günah sahibinin affedilmesini sağlamak için çaba harcaması mümkün müdür? O zaman Kur'anı Kerim'in, "Kim zerre miktarı iyilik yaparsa onun karşılığını görür, kim de zerre miktarı kötülük yaparsa onun karşılığını görür," (84) ilkesi anlamsız ve gereksiz olmuş olmaz mı?

Alternatif hadis metodolojisi, işte bizleri böylesi önemli konularda, geçmişten devraldığımız bütün anlayışları tek tek sorgulamaya ve bunlardan ancak Kur'an'a ve Hz. Peygamber'in Sünneti'ne uyanları devam ettirmeye; ama -burada olduğu gibi- hem Kur'an'a, hem Hz. Peygamber'in fiilen yaşadığı hayata, hem de ahlaki tutarlılık ilkesine ters düşen, üstelik insanları günahlar konusunda gevşeklik ve aldırmazlığa sevk edebilecek olan böylesi anlayışları ise terk etmeye davet etmekte, bunun için yol göstermektedir.

Dipnotlar:

(75) Bahattin Akbaş, Hadislere Göre Hz. Peygamher'in Şefaati Meselesi, s. 7-12.

(76) Krş. 2. Bakara, 48, 123, 254, 255; 26. Şu'arâ, 100; 74. Müddessir, 8, 48; Mü'minûn, 18; 6. En'âm, 7, 51, 94, 132; 7. A'râf, 53; 10. Yûnus, 3, 18; 30. Rum13; 43. Zuhruf, 86; 36. Yasin, 23; 3. Âlu İmrân, 182; 37. Sâffat, 24, 26; 4, Nisa 123, 124; 41. Fussilet, 46; 39. Zümer, 44, 78. Nebe', 38; 19. Meryem, 87; 20 Taha, 109; 21. Enbiyâ', 28; 34. Sebe', 23.

(77) Bu konuda delil olarak gösterilen 47. Muhammed, 19; 4. Nisa', 84 ve 53. Necm, 26 ayetleri, ahiretle ilgili olmayıp bu dünyada müminlerin bağışlanması için Hz. Peygamberin Allah'a dua etmesiyle ilgilidir.

(78) Agt., s. 25-77.

(79) Agt., s. 104-108.

(80) Agt., 100-104.

(81) 5. Mâ'ide, 35 ve bkz. 7. A'râf, 57

(82) Agt., s. 94-100.

(83) Agt., s. 90 (Buhârî, 60; Enbiyâ, 54 (IV. 151), 86; Hudûd, 11, (VIII. 16); Nesai, 46; Sârik, 6, (VIII. 63, 64, 65); İbn Mâce, 20, Hudûd, 6, (II. 851); Tirmizî, l5. Hudûd, 6, (IV. 37, 38)'e atfen).

(84) 99. Zelzele, 7-8.

Alternatif Hadis Metodolojisi, Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, S. 358-360.

   
Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın
Favori
Yazdır
E-mail olarak gönder

Okuyucu yorumları  
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 

Yorum Sayısı: 5 / 5

YALAN...YANLIŞ...CAHİLCE...

Yazan:: mustafa akdoğan Tarih: 10-02-2009 16:01

Okumasak...araştırmasak...isla miyetin kalbe,ruha,akla,sırra,hisse hitap ettiğini bilmesek Allah korusun size inanabilirdik....Allah aşkına Kur'an- Kerim den sonra tartışmasız en önemli 2 kaynak eser olan Sahih-i Buhari ve Sahih-i Muslim deki hadisleri hiçkimsenin inkar etmeğe haddi yok...1000 tane profesör Buhari'nin tırnağı bile olamaz...Buhari manevi yanını bir yere bırakayım,o hadisleri yüzbinlerce hadis arasından ayırmış ve her biri için gusul abdesti alıp,2 rekat namaz kılıp,istihareye yatmıştır...Ayrıca naklettiği hadisleri öyle seçmiştir ki onu rivayet eden kişinin örneğin hayatında hiç yalan söylemiş olması ayrıca bu rivayeti de başkalrının da nakletmiş olmaları gerekiyor ki o hadis sahih olsun...Tabiki yalnızca bunlar değil...O büyük zatlar mana insanları...Peygamber Efendimizin sünnetini harfiyen yerine getiren çok ulvi zatlar...Ki zaten Sahih-i Buhariyi Peygamber Efendimiz de bir kudsi zatın rüyasına girerek onaylamıştır...Kur'an tam manasıyla ancak hadislerle anlaşılabilir...zaten Peygamber Efendimiz veda hutbesinde bize Kur'an ve Sünnetini bıraktığını bildirmiştir......BUHARİ VE MUSLİM TARTIŞMASIZ TÜM HADİSLER SAHİHTİR...BUNU BEN DEĞİL..İMAMI ŞAFİ..HANEFİ..ŞEYH ABD

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

» Yorumu cevapla...

Yoruma eklemek istediklerim.

Yazan:: Av.Musa Ayas Tarih: 03-02-2009 11:30

Makaleye aynen katılıyorum.Ancak,ben başka bir açıdan yorumlamak istiyorum.Şefaat beklemek hakkın olmayan şeyi istemek demektir.Bunun içinde kaba tabirle Hz.Peygamberi torpil yapıyorsun.Hakkın olmayan şeyi beklemeye utanmıyormusun.Bu knuda Hz.Peygamberin torpil olması hakkın olmayan şeyi senin adına istemesi manasına gelir ki,bu Peygambere hakarettir,diye düşünüyorum.İslamiyet bu değildir.Dürüst olmaktır.Hakkın olmayan şeyi beklemek ahlaki değildir.

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

» Yorumu cevapla...

...

Yazan:: selam Tarih: 05-10-2008 12:49

evet silkinip kendimize gelmemiz lazım yediğimiz haltları başkalarına affettime gibi saçma sapan bir inancı artık bir kenara bırakmanın zamanı çoktan geçti

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

» Yorumu cevapla...

...

Yazan:: SELAM Tarih: 18-08-2008 18:41

keşke dipnota yazdığın ayetlerin mealini de yazsaydın daha iyi olurdu yinede tebrik ederim önemli bi konu

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

» Yorumu cevapla...

...

Yazan:: hakan Tarih: 21-07-2008 18:52

bence yeterince guzel kızdığım tek şey ise ınsanlar buralardan faydalanıyo ama ndn gelmışken buı mezaj yazmazlar. emegınıze saglık

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

» Yorumu cevapla...

Yorum Sayısı: 5 / 5



Yorumunuzu ekleyin
İsim
Başlık  
Yorum
 
Kullanılabilecek İşaret Sayısı: 1200
 
  This image contains a scrambled text, it is using a combination of colors, font size, background, angle in order to disallow computer to automate reading. You will have to reproduce it to post on my homepage
Gördüğünüzü yazın:

   
   



mXcomment 1.0.9 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >

Giriş Formu

Giriş yap / Kayıt ol