Skip to content
Site Araçları
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Şu an buradasınız: Ana Sayfa arrow Tartışmalı Konular Dosyası arrow Tartışmalı Konular arrow Ehli Sünnet Kimdir ?
Ehli Sünnet Kimdir ? Yazdır E-posta

Görüntüleme : 1318    


ImageEhli Sünnet tabirinin göreceliğini gözler önüne seren bir yazı.

Bu kavramla ilgili en önemli problemlerden bir tanesi de Ehli Sünnetin kim olduğu konusudur ?

Kim kimin ehli sünnet olduğuna karar verecek, bu konuda karar verme yetkisine sahiptir ?

Ehli sünnet olmanın olmazsa olmaz görüşleri nelerdir ? Bu da ihtilaflı bir nokta.

Her bakımdan ittifak sağlanmamış bir kavramdır bu kavram.

Mesela sözlük anlamından yola çıkarsak (sünnet ehli/peygamberin sünnetine uyan) şiiler de ehli sünnettir/sünnidir dememiz gerekir veya en azından onlar bunu derler.

Bu durumda 'mealciler' hariç herkes ehli sünnet oluyor.

Peygamber kuran ehli/kuran'ın yoluna uyan olduğu için bizim yaptığımız gibi belki 'Ehli Kuran' 'Kurancı' 'Kurani düşünen' 'Kuran müslümanı' 'Kuran İslamı' tabirleri daha doğru ve öncelikli kullanılmalı değil midir ?

Öte yandan tarihteki tartışmalarda bugün ehli sünnet sayılan nice mezhebin birbirlerini 'ehli sünnet dışı' olmakla karaladıklarına şahitlik etmektedir:

<<Ehl-i Sünnet içi tekfir yarışmasına Hanbeliler de, Eş'ari'yi tekfir edip kanının helal olduğu yollu fetvalar vererek katılırlar. Çünkü onlara göre Eş'ari, selef akidesini tahrif etmiştir. Tabi Eş'ari de onlardan geri kalmayıp "Ona benzer hiçbir şey yoktur." (42/11) ayetini Hanbelilerin yalanladığını ileri sürerek teşbih ve tecsim'le suçladığı Hanbelileri tekfir eder.

Nesefi de Eşari'yi Ehl-i Sünnet harici sayanlardandır. Ne ki Eş'ariler hakkında en sert tavrı ünlü Sünnî alim İbn Hazm gösterir.

Allah'ın sıfatları bahsinde Eş'arileri tevhidi açıkça iptal etmekle suçlayan İbn Hazm, bu inancın Hristiyanların teslis akidesinden çok daha büyük bir şirk olduğunu üzerine basa basa vurgular.

Suçlama furyasına Eş'ari'nin bizzat kendisi de katılarak kitabında, İmam Azam Ebu Hanife'yi Ehl-i Sünnet indinde sapık fırkalardan biri olan Mürcie'nin 9. tabakasına mensup olarak lanse eder.

İmam Azam'a aynı suçlamayı Buhari, İbn Kuteybe ve Abdulkadir Geylani de yapmışlardır.

Mürcie suçlamasına Ebu Hanife daha hayattayken maruz kalmış ve bir öğrencisinin konuyla ilgili sorusunu şöyle cevaplamıştır: "Bid'at ehli hak ve doğruyu söyleyen kimseleri bu isimle isimlendirirse, hakkı söyleyenlerin bunda ne günahı vardır."

İlginç olan da İbn Hazm'ın Eşari'yi ve taraftarlarını Mürcie'nin Şenâetleri başlığı altında bir Mürcie olarak değerlendirmesidir.

Yani herkes birbirini suçlamakta, gerçekte birer faraziye olan kelami tartışmalar birer inanç kavgasına dönüştürülerek yukarıda örnekleri görüldüğü gibi küfür, şirk, cehalet, bid'at, sapıklık çerçevesinde tartışılmaktadır. Öyle ki gerçekte suçlamalara neden olan konular akidevi değil kelami konulardır.

Çok değil, daha 70 yıl evvel, önceleri Maturidi iken sonradan müfrid Eş'ari olan son şeyhülislamlardan M. Sabri Efendi'nin, tüm Matüridilerin bid'atçı, zındık ve sapık addettiği Mutezileden daha eşedd olduğunu söylemesi, aynı anlamsız kavganın bu çağa yansıyan bir uzantısı değil midir?

El-Fark sahibi Bağdadi; "Ehl-i Sünnet Allah'ın kendisini peygamber olmadan da bilmeyi kullarına vacip kıldığında ve bunun aksini söyleyenleri tekfir etme konusunda ittifak etti" derken yalnızca Kaderileri ve Rafızileri değil Eş'arileri de tekfir ettiğinin farkında mıydı bilmiyorum. Üstelik Gazali de; "Akılla Allah'ı bilmenin vacip olduğunu" savunanın Mutezile olduğunu söyleyerek yukardaki görüşün zıddını savunur ve o da Ehl-i Sünnet haricine çıkarak Bağdadi'ye göre tekfir edilenler arasına girer.

Ünlü Maturidiyye imamlarından Pezdevi, "Mücessime mezhebinde Kerramiye, Hanbeliler ve Yahudiler yer alır" diyerek, Hanbelileri Ehl-i Sünnet'ten saymak şöyle dursun onları sözümona bu îman esasında Yahudilerle aynı kampta değerlendirir. Aynı Sünnî alim Eş'ari'yi de Ehl-i Sünnetten saymayarak, "Ebu'l-Hasen Eş'ari'nin Ehl-i Sünnet'le ihtilaf ettiği konular" gibi başlıklar atar ünlü akaid kitabında.>> (M. İslamoğlu, İman kitabından al
ıntıdır)

Görüldüğü gibi bırakın birbirlerini ehli sünnet kabul etmeyi, bizim bugün ehli sünnet dediğimiz mezhepler birbirlerini TEKFİR ETMİŞLERDİR.

Biz ne 'şiiyiz ne sünniyiz, sadece müslümanız' demek en doğru tavır olsa gerek.

Ömer Karaaslan, kuranislami.com


Sitenize Ekleyin Favorilerime Ekle (24) Yazdır Arkadaşıma Gönder

Kullanıcı Yorumları  
 

Kullanıcıların değerlendirme ortalaması

   (0 Oy)

 

Görünen 1 yorum 1 yorumdan

_MXC_TPL_POSTED_BY Mehmet Dogruca, _MXC_TPL_ON 14-07-2008 11:14,
Ne yazikki mekalenizde yazidiklariniz gercektir.Ama bu demek degildir ki biz ne siiyiz nede sunniyiz biz hem siiyiz hem sunniyiz.Elbette Muslumaniz ve kaynagimiz Kur'andir ama tarih bize her seyi aciklamistir.Bize dusen gorev gecmislerden ders almak,Hakki hak bilip batil'dan uzak durmak, ibadetlerimizi, hayatimizi Peygamberimizi ve Ehli Beyt'ni ornek alarak yasarsak zorlasacagimiz hic bir olmaz.Size tesekkur eder Allahá emanet olun.
 
» Bu yorumu administrator'e bildir
» Bu yorumu yanıtla...

Görünen 1 yorum 1 yorumdan

Yorum yaz



mXcomment 1.0.3 © 2007-2008 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
 
< Önceki   Sonraki >