Skip to content
Site Araçları
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Şu an buradasınız: Ana Sayfa arrow Tartışmalı Konular Dosyası arrow Tartışmalı Konular arrow Muta Nikahına Kurani Bir Bakış
Muta Nikahına Kurani Bir Bakış Yazdır E-posta
 

Görüntüleme : 1043


Özellikle Şiiler arasında meşru kabul edilen mutanın modern bir zina olduğunu kanıtlayan bir yazı.

"Cinsel yönden yararlanmak üzere, belli bir ücret karşılığında yapılan anlaşmaya "muta nikâhı" denilir, islâm Fıkıh kaynaklarındaki tarif bu çerçevededir.

Muta nikâhını İslâm dünyasında geçerli kabul edenler sadece şiîlerdir. Onlar, Kur'ân'ı kendi ölçülerine göre yorumlayarak, âyete ilâve yapıldığını iddia ederek ve ahad bazı haberlere dayanarak muta nikâhının geçerli ve muteber olduğunu, nesh edilmediğini, âhad haberle nesih yapılamıyacağmı ileri sürerek halen bu tür nikâhın yürürlükte olduğunu kabul ediyorlar ve aynı zamanda da uyguluyorlar...

Bu yazıda tarihteki uzun tartışmalara girmeksizin, özellikle en-Nisa sûresi 23,24 ve 25. âyetlerinin ışığında konuya yaklaşacağız.

Muta nikâhının halen geçerli olduğunu ileri sürenlerin dayandıkları delillerden biri ve en önemlisi en-Nisa sûresi 24. âyetidir. Biz yazımızda bu ayeti ele alacak ve sonuca ulaşmaya çalışacağız. Ancak, Kur'ân'da yalnız başına bir âyeti ele alarak ona göre değerlendirme yapmanın bilimsel olmayacağı kanısındayız.

Bu sebeple, bu ayeti bir önceki ve bir sonraki ayetle bağlantılı olarak değerlendireceğiz. Bu üç ayete bir bütünlük içinde bakıldığı zaman, varılacak olan sonuç daha gerçekçi olacaktır.

Önce en-Nisa sûresi 22 ve 23. âyetlerini ele alalım. Yüce Rabbimiz bu âyetlerinde özellikle evlenilmesi yasak olan kimseleri açıklamaktadır. Âyetlerin mealini burada nakl etmek istiyoruz.

"Babalarınızın evlendikleri hanımları nikahlamayın. Geçmişte olanlar müstesnadır. Çünkü bunu yapmak hem bir fuhuş, hem de iğrenç bir şeydt, ne kötü bir yoldu! Analarınız, kızlarınız, kızkardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeşlerinizin kızları, kızkardeşlerinizin kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kardeşleriniz, hanımlarınızın anneleri, kendileri ile zifafa girdiğiniz hanımlarınızın yanınızda kalan üvey kızlarınızı -eğer hanımlarınızla gerdeğe girmemiş iseniz sizin için bir engel yoktur-, öz oğullarınızın eşleri(gelinleriniz) ve iki kız kardeşi birlikte nikahlamanız -geçmişte olanlar hariç- size haram kılınmıştır. Doğrusu Allah bağışlar ve acır."

Evlenilmesi haram olanlar 23. âyette bitmiyor, 24. âyette devam ediyor, Yukarıya atıfta bulunularak şöyle buyuruluyor:

"Evli kadınlarla evlenmek de size haram kılındı, Ancak, sahip olduğunuz cariyeler müstesna. Bunlar Allah'ın size yazdığı hükümlerdir. Zina yapmamak ve evlenmek üzere, bunlardan ötesini mallarınızla istemeniz size helâl kılındı. Hanımlarınızdan yararlandığınız sürece, farz olan ücretlerini kendilerine verin. Kararlaştırılan ücret dışında karşılıklı rıza ile yapacaklarınızda herhangi bir sakınca yoktur. Allah bilendir, hikmet sahibidir."

Bu âyetin devamında, 25. âyette ise şöyle buyuruluyor:

"Sizden her kim mâli yönden iffetli zevcelerle evlenmeye gücü yetmezse, sahip olduğunuz mümine cariyelerinizle evlensin. Allah sizin imanınızı daha iyi biliyor. Bazınız bazınızdan olmasınız. İffetli zevceler oldukları, zaniye olmadıkları ve dost hayatı yaşamadıkları halde, onları velilerinin izni ile nikahlayın ve örfe göre kendilerine ücretlerini verin. Evli bir hanım oldukları zaman, bundan sonra eğer fuhuş işleyecek olurlarsa, onlara hür kadınlara verilen cezanın yarısı verilir. Cariyelerle evlenmenizdeki bu izin, içinizden günaha girme korkusunu taşıyanlar içindir. Fakat, sâbr etmeniz sizin için daha hayırlıdır. Allah bağışlayan ve esirgeyendir."

AYETLERİN TAHLİLİ

Yukarıda meallerini kayd ettiğimiz âyetlerin bir tahlilini yaparak sonuca varmak istiyoruz.

1- Baştan beri, en-Nisa sûresi, evlenme, miras, evlenilmesi helâl ve haram olanlar, aile hayatındaki geçimsizlikler ve benzeri hükümlerden bahs ediyor.
22 ve 23. âyetler, görüldüğü üzere, dinen evlenilmesi haram olan kimseleri açıklıyor.

2-Muta nikâhına delil getirilen 24. âyette de bu iki ayete atıfta bulunularak, evlenilmesi yasaklananların sayısına bir madde daha ilâve ediliyor. Ancak, köleler bu yasaktan istisna ediliyor. Yâni, kölelerle birleşmede nikâha gerek olmadığı zımnen ifade buyuruluyor. Bu konuda İslâm âlimleri ittifak halindedir.

3- 24. âyetin ilk cümlesinin devamında, buraya kadar haram kılınanlar dışındaki kadınlarla evlenmenin helâl kılındığı çok açık bir ifade ile beyan buyuruluyor. Şu halde bu âyet evlenilmesi helâl olan kadınlarla nasıl evlenileceğinin ölçülerini de vermektedir.

4- Şöyle ki; evlenme mal ile gerçekleştirilen bir olaydır. Aynı zamanda evlenilecek kadın ailesinden istenir. Yâni, önce mal sonra kız istemek gelir.

5- Âyette bundan sonra, açıkça "zina etmek için olmayarak", "evlenmek için" ifadeleri geçmektedir. Yâni, bir müslünıanın ömür boyu evleneceği iffetli, namuslu bir hanımla evlenmesi gerektiğini vurguluyor. Çünkü "Muhsan" evli olmak, iffetli olmak anlamını taşır. Bu geçici bir evliliği değil, ciddî ve kalıcı bir evliliği ifade eder. "Gayre müsafihîn" = "Zina yapmamak üzere" ifadesi de çok açıktır. Yâni, ayette sınırları çizilmiş evlenilmesi helâl olan kadınlarla, zina kastı olmaksızın ve evlenmek niyeti ile nikâh bağı kurulması gerektiği, bunun da mal ile ve evlenilecek kadını istemekle olacağı gösteriliyor. Bu âyetteki ifadelere göre, mal karşılığında zina etme gayesine dayalı olan akitler batıl olup İslâm dışıdır. Ayet bu hususu ortaya koymaktadır.

6- Yine ayette, zinadan korunma ve evlenme amacına dayalı olarak mal harcamak ve istemek suretiyle gerçekleştirilecek bu evlilikte, hanımdan evlilik süresince yararlanma karşılığında farz olan ücretin kendisine verilmesi emrediliyor. Farz olan ücret ise, evlilik süresince yalnız mehir ve nafakadır. Ehl-i Sünnet bu ücreti mehir anlamında kullanmış, öyle yorumlamış, şiîler ise muta karşılığı ödenecek ücret olarak almışlardır.

7- Görüldüğü üzere, 24. âyet geçici bir nikâh olan muta'ya değil, evlenmek ve iffetli olmak gayesiyle gerçekleştirilecek olan bir evlilikte, erkeklerin namuslu kadınlarla nasıl evleneceklerinin esaslarını açıklamaktadır. Burada, malî gücü olanların, nafaka ödeyebileceklerin, "muhsana" hanımlarla evlenme esasları ortaya konmuştur. Evlenen kimselerin hem önceden masraflarını karşılayacak malî imkanlara sahip olması gerekir, hem de farz olan nafaka ve bilâhare mehiri verebilecek güce sahip bulunması gerekir. Adette kişi evlendiği hanımdan çok yönlü olarak yararlandığı için, âyette ücret kelimesi kullanılmıştır.

Aileyi geçindirmek için ödenmesi gereken paralar, yapılması gereken malî harcamalar birer ücret değil midir? Tehir edilmiş bulunan mehir de bir tür ücret değil midir? Bu ifade sakın kimseyi şaşırtmasın? Yüce Allah Cahiliye döneminin bir tür para karşılığı zinası olan muta'yı kast etmemiştir.

Bu âyetten ve daha sonraki ayetin delaletinden böyle bir anlam çıkarmak mümkün değildir. Âyet maksat olarak da teknik olarak da muta'ya delalet etmiyor, ciddî evliliğin ilkelerini ortaya koyuyor.

8-Âyetin devamı olan 25. âyette ise, malî gücü bulunmayanların evlenme konusunda izleyecekleri yol tavsiye ediliyor. 25. âyetin ilk cümlesinde açıkça "Mali yönden her kim iffetli hanımlarla evlenme gücünü bulamazsa, inanmış cariyeler ile evlenmeleri ve velilerinin iznini de almaları" tavsiye ediliyor. 24. âyet eğer ilk cümlesinde, cariyeler istisna edilmiş, dolayısıyla onlarla nikâhlanmaya gerek olmadığı zımnen ifade buyurulmuştur.

Cariye ile birleşmek, ondan yararlanmak için nikah şartı olmadığına göre, 24. âyet muta ile ilgili değildir.

9- Su âyetlerde dikkatimizi çeken hususlardan biri de şudur: Eğer 24. âyet şiîlerin iddia ettikleri gibi, muta nikâhı anlamında olsaydı, bu ayetin ilk cümlesindeki ifadeye göre, 22-23. âyetlerdeki hükmün, mut'ası haram olanlardan bahs etmiş olması ve ilk cümlenin bunlara atf edilmesini takiben mutası helal olanlar manasının anlaşılması gerekirdi. Çünkü "bundan ötesi helâl kılındı" cümlesi, daha önce haram kılınanların evlenilecek kimseler olduğunu gösteriyor. Bunlar eğer muta yapılacak kimseler olarak değerlendirilirse, o takdirde yukarıda sayılan kimselerin mutasının haram kılınanlar olmasını gerektirir. Oysa âyetten böyle bir mana anlaşılmaz.

10- 24 ve 25. âyetlerde geçen "Muhsanat", "Muhsinîn", "Gayre Müsafihîn", "Velâ Müttahizî Ahdan" tabirleri, açıkça bu âyetlerdeki nikâhtan, geçici bir nikâh olan muta'nın kast edilmediğini gösteriyor. Çünkü, "Muhsin" evlenmek ve iffetli olmak isteyen erkeğe denir. "Muhsana" evlenen iffetli olan zevceye denir. "Gayr-ı Müsafih" zina etmeksizin, "Velâ Müttahizî Ahdan" da dost hayatı yaşamayan, dost edinmeyen demektir. Bunlar, yani son iki terim ciddî nikâh için kullanılmaz. O halde âyet muta'yı değil evlilik nikâhını gösteriyor.

11- 25. âyette geçen "Nikahlayın ve ücretlerini verin" cümlesinin delaletiyle, 24. âyette geçen "ucur" kelimesi muta ücreti değil, nikahlandıktan sonra evlilik süresince verilmesi mecburî olan nafaka ve mehirdir.

Yine, "örfe göre" ifadesi bunun ücret değil, bir nafaka olduğunu gösteriyor. Çünkü nafaka örfe göre belirlenir. Mehir de belirlenmemiş ise örfe göre belirlenebilir. Şiîlerin zannettikleri gibi, buradaki ücretten kasd edilen şey geçici nikâh ücreti değildir. Zira muta ücretinin, bu nikahı akd edenlerin karşılıklı anlaşmalarına dayalı bir ücret olması gerekir. Mutanın örfi bir ücreti olamaz.

Oysa, nafaka, evlenen erkeğin veya hanımın sosyal mevkiine, itibarına, malî gücüne göre belirlenir. 23, 24 ve 25. âyetleri birlikte değerlendirdiğimiz takdirde, burada sözü edilen ücretten muta ücretini anlamak zordur. 24. âyette geçen "fariza" kelimesi de "ucur" kelimesinin nafaka anlamını taşıdığını gösterir. Çünkü farz olan bir muta ücreti olmaz.

12- 24. âyet, malî gücü bulunanlara, cariyeler dışında, namuslu ve iffetli hanımlarla evlenmelerini tavsiye ediyor, bunun yollarını gösteriyor, sorumluluklarını belirliyor. 25. âyette ise, malî imkanı bulamayanlara, cariyelerle evlenmelerini tavsiye ediyor. Ancak bu cariyelerin mümine olmalarını, velilerinin iznini almayı da şart koşuyor. Âyetin sonuna yakın kısmında ise cariyelerle de evlenme imkanı bulamayanların sabr etmelerinin daha hayırlı olacağı ifade buyuruluyor.

Eğer 24. âyet, muta nikâhı anlamında olsaydı, sabrı tavsiye etmenin ne anlamı kalırdı?

Özetlersek, malı olanların namuslu iffetli hanımlarla evlenmeleri, bunlara nafaka ve mehir ödemeleri, malî imkanı bulamayanların, yani iffetli namuslu hanımlarla evlenme imkanı bulamayanların inanmış cariyelerle evlenmeleri, bu imkanı bulamayanların da sabr etmeleri ve kendilerini günah işlemekten korumaları tavsiye ediliyor. Muta nikâhını bunun ne tarafına yerleştireceksiniz?

13- 25. âyetin sonuna doğru "İşte bu cariyelerle evlenme tavsiyesi, içinizden günah korkusu taşıyanlar içindir." ifadesi 24. âyette geçen ibtiğa ve ücretin, nikahın mal ile ve hanımı ehlinden istemek suretiyle gerçekleşeceğine ve nafaka anlamını ifade ettiğine delalet eder. Yâni bu akdin daimî ve iffetli olmaya dayalı gerçekçi bir nikâh olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla, günahtan korunmak isteyenlere evlenmek tavsiye ediliyor. Biri iffetli bir hanım ile evlenmek, diğeri cariyelerle evlenmek. Allah'tan korkan, iffetli olmak isteyen ve günah işlemek istemeyenler için konulmuş ölçüler ayetlerde açıklanmıştır. Kur'ân Allah'tan korkmayanları zaten muhatap kabul etmiyor. Kur'ân yalnız Allah'tan korkanlara yol göstericidir.

14- Muta'yı meşru kabul eden şiî mantığından hareket edersek, şunu ifade edebiliriz. Şiîler mut'a nikâhını Kur'ân'ın 4. sûresi 24. âyetine "Belli bir süreye kadar" ibaresini ilâve ederek ona dayandırıyorlar. Ayrıca muta nikâhının uygulandığı ile ilgili bazı ahad haberleri delil olarak ileri sürüyorlar. Muta nikâhının nesh edildiğini iddia eden ehl-i sünnete karşı görüşlerini şöyle müdafaa ediyorlar: Kur'ân'la sabit olan bir hükmün ahad sünnetle nesh edilmesi mümkün değildir. Mealen aşağı yukarı bunu söylüyorlar. Biz de deriz ki:

Muta'nın Kur'ân ile sabit olduğu bir vehimdir. Kur'ân'da muta'dan bahs eden tek bir kelime yoktur. Muta'ya haml edilecek herhangi bir mana da yoktur.

Âyete cümle ilâve edilmesi kabul edilemez. Eğer "Belli bir süreye kadar" ibaresi ayet olsaydı Kur'ân'da ittifakla yer alırdı. O halde, bununla ilgili hadis ahad haberdir. Onların iddia ettikleri gibi, ahad haberle nesih caiz olmaz bu doğrudur, onu kabul etmememiz gerekir. Fakat, ahad haberle muta nikâhı da sabit olamaz. Neshinde ahad haberi kabul etmeyip, sübutunda kabul etmek, duygusallıktır.

15-Yüce Allah el-Mü'minûn sûresi 23/9-10. âyetinde, kurtulacak olanlardan bahis ederken şöyle buyuruyor:

"Hanımları ve cariyeleri dışında, namuslarını koruyanlar kurtulmuştur. Hanımları ve cariyeleri ile ilişkide bulunanlar kötülenmezler. Bundan ötesini kim isterse onlar haddi aşanlardır."

Bu âyet, muta nikahının açıkça haddi aşmak olduğunu, böyle bir nikâhı geçerli kabul edenlerin kurtulacaklar sınıfına dahil olmadığını gösteriyor.

Quelle: İktibas Dergisi, Doç.Dr. Yunus Vehbi YAVUZ, Sayı: 147, MART 1991


Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Favori Yazdır E-mail olarak gönder

Kullanıcı Yorumları  
 

Kullanıcıların değerlendirme ortalaması

   (0 Oylama)

 

Görünen 0 yorum 0 yorumdan

Gönderilen yeni yorum yok

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.9 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >