|
Tasavvufta yaygın olan velilerin kainatın yönetiminde söz sahibi oldukları inancının bir hurafe olduğunu ortaya koyan bir yazı.
Allah'ın ayetlerini tanımamalarından dolayı, Allah'a ibadetlerinde şirk koşanların ve bunlara uyan cahil kimselerin problemlerinin çözümü ancak, kelam kitaplarının teorilerine dalmadan sadece Kur'an ayetleriyle Allah'ın rububiyet ve uluhiyyet olarak tevhidini öğreterek;
rasullerin fonksiyonlarını ve onların da beşer olduklarını, yalnız Allah Teala'nın o kimseleri, insanlar için razı olduğu dinini söz ve davranış olarak tebliğ etmeleri için vahy amacıyla seçtiğini; ayrıca bu seçilmenin insanları talim, irşad, müjdeleme, inzar ve insanlar arasında şer'î ahkamı adil ve eşit olarak uygulama ile sınırlı olduğunu, zira rasuller, baba, oğul, eş ve diğer yakın akraba ve sevdiklerini hidayette fiilî tasarruf gücü verilmediğini iyice göstermekle mümkündür.
Örneğin İbrahim Halilullah'ın babası, kâfir olarak yaşayıp kâfir olarak ölmüştür ve Allah, Nuh'a oğlunu gemiye alması için izin vermemiştir. Ayrıca Hz. Peygamber'in amcası Ebu Leheb, onun en şiddetli düşmanı idi ve ona eziyet edenlerin başında geliyordu.
Allah Teala da onun hakkında, onu yeren ve kötü bir sonuçla korkutan bir sûre (Tebbet) indirmiştir ki, müslümanlar o sureyle kıyamete kadar ibadet edeceklerdir ve onun dışında müşrikler hakkında böyle bir sure indirilmemiştir.
Tüm bunların ötesinde, Hz. Peygamber'in yetişmesini üzerine alan, onu yetiştirip gücü yettiğince müşriklerin işkencelerinden koruyan amcası Ebu Talib'in, kendisine sadece "La ilahe illallah" demesi arzedilmesine rağmen iman etmemesi, Allah'ın kemâl-i hikmetindendir.
Bu hususta Allah Teala şu ayetini indirmiştir: "(Ey Muhammed) Sen sevdiğini doğru yola iletemezsin, fakat Allah, dilediğini doğru yola iletir. O, yola gelecek olanları daha iyi bilir." (28/56). Bu olayı Müslim, Sahih'inde rivayet etmiştir. Biz de bu olayı şu ayetin tefsirinde açıklamıştık: "İbrahim, babası Âzer'e demişti ki..." (6/74) Ayrıca aynı sure (En'âm) nin tefsirinde rasullerin fonksiyonlarını tafsili olarak açıklamıştık. Bu konuyu derinlemesine incelemek isteyenler tefsirimize müracaat edebilirler. Evet, nebilere ve rasullere de evrende tasarruf gücü verilmediğine göre, velîlere ve diğer kimselere böyle bir güç nasıl verilebilir ki?!..
Kaynak: Muhammedi Vahiy; Reşit Rıza. |