Skip to content
Site Araçları
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Şu an buradasınız: Ana Sayfa arrow Tasavvuf Dosyası arrow Tasavvuf arrow Sosyal ve Siyasal Boyutlarıyla Ahi Evren - Mevlana Mücadelesi
Sosyal ve Siyasal Boyutlarıyla Ahi Evren - Mevlana Mücadelesi Yazdır E-posta
 

Görüntüleme : 548


Tenkitçi nadir tarihçilerden Mikail Bayram'ın enteresan tespitlerini okuyabilirsiniz...

Ruhi Malatyalı

Prof. Dr. Mikail Bayram bir bilim adamı. Onu Türkiye tanıyor çalışmalarıyla, eserleriyle.

Son çalışması da Anadolu Selçukluları devrinde yaşayan iki şahsiyetin mücadelesini konu alan bir yapıt. Bu çalışmasında çoğumuzun pek ciddiye almadığı yahut tereddüt gösterdiğimiz Nasreddin Hoca diye bilinen alim, fâdıl bir bilge kişinin mücadelesini bizlere aktarıyor.
Nasreddin Hoca kimdir, nerelidir, nereden gelmiştir. Bu sorunun cevabını; araştırmalarında orijinal metinlere inerek el yazma metinleri gün ışığına çıkaran Mikail Hoca şöyle veriyor: ".. Selçuklular zamanında Anadolu'da telif edilen Farsça eserleri ve bunların yazarlarını tespit etmek maksadıyla, Türkiye'de el yazması eser ihtiva eden arşiv belgelerini inceliyordum. Bu çalışmamda, biraz da rastlantı olarak Ahi Evren Şeyh Nasrü'd-din Mahmud'un (Nasreddin Hoca) tarihi kişiliğini ve eserlerini keşfetme imkanına kavuştum." Tarih 1975, düşünün bundan tam otuz yıl önce.
Bu otuz yılda bir tek eser mi, değil… "Anadolu'da te'lif edilen ilk eser Keşfü'l Akabe, Ahi Evren ve Ahi Teşkilatının Kuruluşu, Fatma Bacı ve Bacıyan-ı Rum, Fil Olayı'nın Mahiyeti ve Fil Suresi, Şeyh Evhadü'd-Din Hamid el Kirmani ve Evhadiyye Hareketi, Türkiye Selçukluları üzerine Araştırmalar, Destursuz Bağa Girenler… Daha sayamadığımız nice eserleri. Mikail Bayram Hoca’nın bu çalışmalarını ancak onu yakından tanıyanlar, bilenler, ilgilenen meraklısından başka kim bilir. Çoğumuzun eserlerinin yayımlandığından bile haberi yoktur. Günlük gazetelerde bile ismini anmaktan imtina edenler var. "Acaba bu büyük keşif mahiyetindeki önemli meseleler, reddedilmek için de olsa neden hiç ele alınmayıp bilinmezlikten gelinir? Rakibi susarak öldürmek, galiba bize mahsus bir şark adeti olsa gerektir." (sh.9)
Evet Mikâil Hoca'dan bahsetmemek bir çekememezlik olsa gerek. Kitap da bu tür bilim(!) adamlarını eleştirerek bunların cevap dahi veremediklerini anlatırken "masa başı tarihçiliğiyle ahkam kesmeye kalkmıştır"(sh.11) diyerek sert bir dille tenkit etmiştir.

Ülkemizde nice bilim adamları nice profesörler vardır bir eser dahi üretmeden ünvan almışlardır. Niceleri de yabancı eserleri kopya ederek mensup olduğu locanın gayretiyle profesör olmuşlardır. Bir dönem TBMM'den geçmek suretiyle ünvan verili-yordu bu bilim(!) adamlarına…
Nasirü'd-din Mahmud kimdir? Böyle bir bilge kişi niçin bugüne kadar gün ışığına çıkarılmamış, neden örtbas edilmiştir. Nedenini şöyle açıklıyor: "Kösedağ yenilgisinin ardından (1243) Türkiye Selçuklu Devletinin Moğol hakimiyeti altına gir-mesinden sonra Ahi ve Türkmen çevreler Moğollar ve Moğolların güdümünde olan iktidarlara ve çevrelere karşı mücadele başlattılar. Bu mücadelenin en önde gelen lideri fikri ve teşkilatçı kişiliği ile Ahi Evren Hoca Nasirü'd-din Mahmud olmuştur." "… başta Ahi Evren olmak üzere pek çok ahiler katliama tabi tutuldular."(sh.12)
Nasirüd'din Hoca 566 yılında Azerbaycan'ın Hoy Kasabasında doğduğunu Ahi şecerenamelerinden öğreniyoruz. Onun tahsil hayatı, mücadelesi devlet adamlarına sunduğu eserler önemlidir. Onun et-kilendiği şahsiyetlerden biri eşari kelamcı Herat Kadısı Fahru'd-din-i Razi'dir (616/1209) Yine Ahi Evren, özellikle Bağdat'ın İslam dünyasının en büyük ilim, sanat ve irfan merkezi olması, Ahi Evren'in çok yönlü bir ilim ve fikir adamı olmasında etkili olmuştur… Özellikle tefsir, hadis, kelam, fıkıh gibi dini ilimlerin yanında felsefe ve tıp alanında eserler vermiştir." (sh.33)
Anadolu'ya gelişi 601 (1204) yılında Anadolu Selçuklu Sultanı I. Gıyasü'd-din Keyhüsrev ikinci defa tahta geçince, cülusunu Abbasi Halifesi en-Nasır-li Dinillah'a bildirmek için hocası Malatyalı Şeyh Mecdü'd-din İshak'ı Bağdat'a göndermiştir.
Muhtemelen bu kafile dönüşlerinde Anadolu'ya giderken Ahi Evren Şeyh Nasirü'd-din Mahmud'un da bu kafilede olduğunu görüyoruz.
Ahi Evren, Anadolu'ya geldikten kısa bir süre sonra Kayseri'ye yerleşmiş ve burada debbağ atölyesi kurarak dericiliğin gelişmesine, büyümesine genişle-mesine yardım etmiştir. Kayseri'ye yerleşen Ahi Evren, Ahi teşkilatını kurmuştur. Devletin de hima-ye ve desteği ile sanatkarların sanatlarını icra etmeleri için büyük bir sanayi sitesi inşa etmiştir. Ahi Evren debbağların piri ve 32 çeşit sanatkarlar zümresinin lideri olarak kabul edilmiştir.(sh.35)

625 yılında Sultan I. Alâü'd-din Keykubat'ın isteği ile Konya'ya yerleşmiştir. Daha sonraları, sultanın oğlu II. Gıyasü'd-din Keyhüsrev'in düzenlediği suikast sonucu öldürüldü. Sultanın veziri Sa'dü-d-din Köpek, Ahi ve Türkmen çevrelere cephe aldılar… "Ahi ve Türkmenleri iktidara karşı oldukları gerekçesiyle cezalandırmaya kalktı. Ahi Evren ile birlikte pek çok Ahi ileri gelenleri tutuklandılar. Bu olaylar Ahi ve Türkmen çevrelerin devlete karşı ayaklanmalarına yol açtı (Babailer isyanı)."(sh.36)
Daha sonraları Moğollar Kösedağ mevkiinde Sultan II. Gıyasü'd-din'i yenilgiye uğrattılar. Tokat ve Sivas'ın savaş yapmadan teslim alınması ile büyük bir katliamın gerçekleştirilmesinden uzun uzun bahseder… Kitapta bundan sonra Ahi Evren'in tutuklu bulunmasından, Denizli'ye yerleşmesi ve Kırşehir'e gelişi, faaliyetleri ile ilgili bilgiler vermektedir.

Devamı gelecek sayıda…

Quelle:İktibas Dergisi, Sayı: 322, Ekim 2005


Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Favori Yazdır E-mail olarak gönder

Kullanıcı Yorumları  
 

Kullanıcıların değerlendirme ortalaması

   (0 Oylama)

 

Görünen 0 yorum 0 yorumdan

Gönderilen yeni yorum yok

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.9 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki