Hz. Ademin yaratılışıyla ilgili meleklerin insanın özellikleriyle ilgili söylediklerini anlamamıza katkı sağlayan dil kurallarına daha yakın bir meallendirme.
...Bakara 30: 'Hani Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, demişti. (Melekler): orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birisini mi yaratacaksın?..dediler...' (ve iz kale rabbuke li'l-melaiketi inni cailun fi'l-ardi halifeh. Kalu etec'alu fiha men yufsidu fiha ve yesfiku'd-dimae.)[ İngilizce metinde, cail terimi, create (yaratmak) olarak değil appoint (atamak) olarak tercüme edilmiştir. ]
[Bu çeviri, Süleyman Ateş, Hasan Basri Çantay, Ahmet Davudoğlu meallerine ve Mevdudi, Seyyid Kutup, İbni Kesir ve Razi Tefsirlerine aittir. Elmalılı Tefsiri'nde ise, 'halife yapacağım' olarak çevrilmiş ve fakat ikinci bölümdeki 'etec'alu' ifadesi bu kez yine 'yaratma' olarak tercüme edilmiştir. Derveze Tefsiri'ninde ise 'varedeceğim şeklinde bir anlam verilmiştir. ]
Bu ayetin yorumunda üzerinde durulması gereken husus, ayetin temelde bir 'yaratma' olgusundan mı, yoksa üstlenilecek bir 'işlev'den mi bahsettiğidir.
Cail terimini yaratma sözcüğü ile karşılayan meallerin bu soruya verdikleri cevap, ayetin, temelde Hz. Adem'in yaratılması konusunu işlediği şeklindedir. Ancak bu meal, hatalıdır; zira burada çok açık bir şekilde, ilk insanın yeryüzüne 'hangi işlevi üstlenmek üzere gönderildiği' konusu işlenmektedir. Bu yüzden yaratma sorunu, ayetin konusu değildir.
Sorunu yaratma sorunu olarak alanlar, meleklerin itirazına bir açıklama getirmeye çalışırken, meleklerin soru soruş tarzını dikkate alarak, yeryüzünde, insandan önce başka varlıkların (cin ya da başka bir tür varlık) yaşadığını, fakat bunların yeryüzünde bozgunculuk yapıp, kan dökmeleri üzerine, Allah'ın bunları yokettiğini ve yerine insanı 'halife' olarak seçtiğini düşünmüşlerdir.
Bu görüş, ayetin derinlemesine okunamaması sonucu geliştirilmiştir; zira hem Kur'an'?ın başka hiçbir yerinde bu konuda en küçük bir değini dahi yoktur, hem de bu iddia, Hz. Adem'in yaratılışı ile ilgili diğer Kur'an ayetlerine ters düşmektedir.
Halbuki burada cail teriminin anlam içeriği sorgulanmış olsaydı, bu yorumun isabetsizliği kendiliğinden ortaya çıkacaktı.
Ceale fiili, şayet yaratma eylemini değil, yapma/kılma eylemini karşılıyorsa, bu durumda ilk ulaşılacak sonuç, melekler ile Allahu Teala arasında geçen bu diyalog esnasında, Hz. Adem'in yaratılması işleminin 'tamamlanmış' olduğudur.
Yani Hz. Adem, kendisine takvası ve fücuru verilmiş olarak, kuru balçıktan (topraktan) yaratılmıştır ve melekler de onun hem iyi hem de kötü yönlerini bilmektedirler.
Ancak meleklerin bu bilgisi deruni değildir; sadece şu tahminde bulunmuşlardır: eğer Adem, bu özellikleri ile yeryüzüne Halife olarak gönderilirse, fesad çıkarma ve kan dökücülük yönü ağır basacaktır.
Şu halde Adem, bu diyalog esnasında vardır/yaratılmıştır ve melekler Adem'i tanımaktadırlar. Böylece, bu diyalogun asıl konusu Adem'in yaratılması değil, onun yeryüzüne 'halife' olarak 'atanması' (yani orada halife 'kılınması') olmaktadır.
Bu sonuç, ceale fiilinin doğru anlamlandırılması ile kolayca ulaşılabilecek bir sonuçtur. Fakat müfessirler, bu fiili, bazı ayetlerde 'yaratma' sözcüğü ile karşıladıkları için, bu tür bir anlam kayması da yaşanabilmiştir.
Kur'an'da, bu düşüncemizi destekleyecek başka örnekler de vardır. Nitekim En'am:165, Sad:26, Yunus:14 ve Neml:62. ayetlerde aynı kalıp kullanılmakta, A'raf :69 ve 74, Zuhruf:60 ve Yunus:73'te de benzer bir ifade kullanılmaktadır.
En'am:165'te, bütün insanlara hitaben: 'sizi yeryüzünde halifeler (hulefa) yaptı' (ve hüvellezi cealekum halaife'l-ard) ifadesi geçmektedir ki, bu ayet, ceale fiilinin, yaratma ile değil yapma/kılma anlamı ile karşılanması gerektiğinin bir başka kanıtıdır.
Zira burada Bakara:30 ayette olduğu gibi, sadece bir insanın (Adem'in) değil, bütün insanların 'halifelik' göreviyle görevlendirildikleri çok açıktır.
Sad:26. ve Yunus:14. ayetlerde sırasıyla ' Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife yaptık (ya davude inni cealnake halifeten fi'l-ard) ve 'sonra onların ardından sizi yeryüzünde halifeler yaptık' (sümme cealnakum halaife fil'l-ard min ba'dihim) ve Neml:62. ayette de 'kim sizi..yeryüzünün halifeleri yapıyor?' (emmen...yec'alukum hulafa'el-ard) buyurulmaktadır ki bu kullanım tarzı, halifeliğin 'yeryüzünde insanın üstlendiği bir işlev' olduğunu açıkça göstermektedir.
A'raf:69 ve 74. ayetlerde ise sırasıyla Hud ve Lut (as), kavimlerine 'Allah, sizi halifeler yaptı? (cealekum hulefae)
Yunus:73 te de: 'onları halifeler yaptık' (ve cealnahum halaife) ifadesi kullanılmaktadır ki, bu kullanımda da, halifeliğin Allah tarafından o insanlara 'yükletildiği' anlamı gayet açık olarak görülmektedir.
Bütün bu ayetlerden çıkarılacak sonuç şudur: ayetlerde geçen 'halife kılma', ifadesi, insanın yeryüzündeki 'görev'ine işaret etmekte; asla bir yaratma eyleminden bahsetmemektedir. Bu neticeye, ayetin anlamlandırılmasında ceale fiilinin asli anlamına müracaat edildiğinde kolaylıkla ulaşılabilmektedir. Şu halde, doğru bir yorumlama için fiillerin asli/sabit/kök anlamlarını temel almak, kullanışlı bir tefsir yöntemi olarak görülmelidir...