Birçok meallerde 'sudan yarattık' diye çevrilen ayetin gerçek manası.
Enbiya 30: 'Ve yaşayan her şeyi sudan yarattık' (Ve cealna min'el-mai kulli şey'in hayy.)
[Bu meal, örneğin Süleyman Ateş ve Ahmed Davudoğlu Mealleri ile Elmalılı Tefsiri, Mevdudi Tefsiri ve Razi Tefsiri'nde bu şekilde verilmiştir. Ancak İbni Kesir Tefsiri'nde mana, doğru olarak: 've her şeyi sudan canlı kıldık' şeklinde yer almıştır.]
Müfessir Razi, Tefsir'inde Keşşaf sahibinden alıntı yaparak; ayette geçen 'cealna' teriminin tek mef'ul veya çift mef'ul ile okunması hallerinde, 3 farklı anlamın mümkün olduğunu ifade etmektedir.
Buna göre şayet cealna terimi tek mef'ul alırsa, mana
' Biz her canlıyı sudan yarattık'; ya da
'varlıkların suya olan ihtiyacını bildiğimiz için, onları sanki sudan yaratmış gibiyizdir' olmaktadır.
Şayet terim iki mef'ul alırsa, buna göre anlam,
' Biz, her şeyi, su sebebiyle canlı kıldık, dolayısıyla her canlı için mutlaka su lazımdır' şeklinde olmaktadır.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus vardır. Ayette geçen cealna teriminin tek ya da çift mef'ullu okunmasına göre anlamın değişeceği söylenirken, ek delil olarak sunulan Nur:45 ve Enbiya:37 ayetlerde, yaratma fiilinin karşılığı olarak 'halakna' terimi kullanılmakta, fakat bu ayette, 'cealna' tabiri geçmektedir.
Bizce asıl bu noktaya dikkat edilmelidir. Nitekim Razi, ayette geçen hayy teriminin 'hayyen' şeklinde de okunduğu tarzında bir bilgi aktarmaktadır. Şayet, böyle bir okuma doğruysa, o zaman zaten, terim iki mef'ulle okunduğunda söz konusu olan anlam, kendiliğinden çıkmaktadır.
Zira bu durumda, her yaşayan şeyin sudan yaratılması değil, yaşayan her şeyin su vasıtasıyla 'diri kılınması' söz konusu olmaktadır. Zaten bu anlam, terimin farklı okunuşlarından ikisinde söz konusudur.
Geriye bir tek anlam kalmaktadır ki o da, her canlının sudan yaratıldığı görüşüdür. Bu konuyla ilgili olarak, modern dönemden önce getirilen yorumlarda doyurucu izahat yapılamamıştır; zira o dönem için söz konusu edilen anlamı 'açıklayabilecek' bilgi zaten yoktur.
Modern dönemde ise, kainatın yaratılışı üzerine geliştirilen teorilerden biri, varlığın sudan meydana geldiği şeklindedir. Bu iddia, suyun içindeki hidrojen ve oksijenin, tüm varlığın temeli olduğu tezine dayanmaktadır.
Ancak bu görüş, 'kesin bir bilgi'ye dayanmamaktadır ve bir teori olarak değerlendirilmelidir.
Fakat, ikinci anlam, hem makuldür, hem de hayatın gerçeklerine uygundur.
[Razi, Kadi Beyzavi ve Elmalılı Hamdi bu görüşte ısrar etmektedirler. Örneğin Beydavi aynen şunu söylemektedir: '...ayete şöyle de mana verilebilir: Biz her şeyi su sebebiyle canlı kıldık. Su olmadan canlılığını devam ettiremez.' (Kadi Beydavi, Envar'üt-Tenzil, IV, s.245).]
Terim, 'hayyan' şeklinde okunmadığında da şöyle anlamlandırılmalıdır:
'yaşayan her şeyi sudan (su ile/su sayesinde, canlı) kıldık.'
Şu halde, bu ayetin, varlıkların sudan yaratılması ile ilgisi yoktur; bu ayet, varlıkların suya olan (hayati) ihtiyacına atıfta bulunmaktadır.
güzel ve dikkatli bakış. Kuran işte böyle okunmalı arkadaşlar. Anlam mutlak surette yakalanmalı. Ben her zaman söylerim ; elimizdeki metin, herhangi bir mezhebi görüşe endeksli olarak bakılmayan arapça bilgisi neticesi zaten anlamı kendisi sunmaktadır bize. Arapça bilgisinin de mezhebe endekslisi mi olur muş demeyiniz ! Olur arkadaşlar olur.