Skip to content
Site Araçları
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Şu an buradasınız: Ana Sayfa arrow Tefsir Dosyası arrow Tefsir arrow Bakara 102, Harut ve Marut Meselesi
Bakara 102, Harut ve Marut Meselesi
 

Görüntüleme : 834

ImageKimi meallerde hatalı olarak çevrilen ayet, iki meleğin insanlara sihir öğrettiği çağrışımına yol açmaktadır ki bu durum, 'böyle bir şey olabilir mi' sorusuna yol açmaktadır. Bu yazı bu yanlış anlamayı düzelten bir analiz.

Bakara Sûresinin 102. âyeti hakkında tefsir ve mealler, âyetin nüzul arkaplanıyla alâkasız ve aynı zamanda akıl-almaz birçok rivayetler naklederek hikmetli olan Kur'ân âyetini hikmetsiz ve akıl-dışı bir şekilde aktarırlar.

Ancak düşünenler ve arayanlar için doğru alternatif yorumlar bulmak da müyesser olmaktadır. Biz burada; doğru bir alternatif olarak görülebilecek bir yorumu özetleyerek aktarıyoruz. Kaynağımız, Beşiruddin Mirza Mahmud Ahmed tarafından yazılmış bulunan "The Holy Qur'an-With English Translation and Commentary" adlı beş ciltlik eserdir. 1. cildin 156-160. sayfalarından özetliyoruz.

1. Kelimeler:

Tetlû: a) Okumak, b) İzlemek, uymak, takip etmek. Burada ikinci anlam kasdedilmiştir.

Şeyâtîn (şeytanlar): Görülmeyen ve görünen alemin şerli varlıkları (ins ve cin'den). Burada "insanların şerlileri" kasdedilmiştir.

Sihr (Sihir): Her çeşit aldatmaca, komplo, insanların aklını, gözlerini aldatan gerçek-dışı olay veya olgular.

Melekeyn: İki melek. Burada mecazen faziletli ve takva sahibi insanlar için kullanılmıştır.

Harut: Bölen, parçalayan.

Mârût: Moral olarak çökerten.

2. Tefsir:

Âyetin odak noktası Medine'deki Yahudiler (Benî İsrail)'dir. Siyak-sibak (bağlam) içerisinde bu açıkça görülmektedir.

Medine'deki Yahudiler, Müslümanlara karşı birtakım taktik ve komplolar geliştirmektedirler. Medine dahilinde İslam ve Müslümanlar aleyhinde ısrarla sürdürdükleri komplolar sîret kitaplarına bolca malzeme bırakmıştır.

Medine'li Yahudiler; dahilî müttefiklerin yanısıra, o günkü dünya konjonktüründe İran (Pers) İmparatorluğunu desteklemekte ve geçmişte "Babil esareti"nden kurtuluşlarına nasıl yardımcı oldularsa, şimdi de Medine'deki İslam tehlikesinden kendilerini kurtarmaları ümidiyle, İran'ın bir eyaleti mesabesinde bulunan Yemen'le temas halindedirler. Taberî'nin (ö. 311 H) naklettiğine göre: İran şehinşâhı Kisrâ, Yemen valisi Bâzân'a, iki adamını görevlendirmesini ve Hicaz'daki adamı (Hz.
Muhammed'i) derdest ederek kendisine göndermesini emreder.

Bâzân, aldığı emri infaz için Hicaz'a iki "kahraman"ını gönderir. Fakat -rivayete göre- Hz. Peygamber bu kahramanlara şehinşâhlarının o gece oğlu tarafından öldürüldüğünü haber verir. Haberin doğruluğunu tahkik eden iki görevli, şaşkın ve eli boş Yemen'e geri dönerler. (Taberî, Tarih: C.2, s. 655-56, Kahire basımı).
Taberî'nin naklettiği bu olayda, Medine'li Yahudilerin rollerinin olduğu anlaşılmaktadır.

Kur'ân, Yahudilerin İslam ve Peygamberi aleyhine geliştirdikleri komplo ve taktikleri, kendi tarihlerindeki iki dönemin taktiklerine benzetmektedir:

1. Hz. Süleyman'ın yönetiminin son yıllarında, onun aleyhinde geliştirdikleri propaganda taktikleri: Tevrat'ın ifadelerinden de anlaşıldığı üzere, gizli örgütler halinde faaliyet gösteren bir muhalefetin propogandasına göre; Hz. Süleyman, ömrünün sonlarına doğru yabancı birçok kadınla (Tevrata göre 700 kıral kızı + 300 cariye) evlenerek ordu gibi bir "harem" kurmakla kalmamış; aynı zamanda bu kadınların taptıkları putlar adına mezbahlar yapmış ve o putlara kendisi de tapınarak kâfir olmuştur (Tevrat:1, Kırallar, 11/1-6).
Adeta masonluğun çıkışını hazırlayan bu odaklar; ülkede kargaşaya sebep olmuşlar ve Hz. Süleyman'ın ölümünden hemen sonra İmparatorluğun İsrail (kuzeyde) ve Yehuda (güneyde) olmak üzere ikiye ayrılmasına ve zamanla, parçalanmış "Süleyman Mülkü"nün yıkılmasına ve İsrailoğulları'nın esaretlere duçar olmalarına sebep olmuşlardır.

2. Babil Esareti döneminde geliştirdikleri taktikler ve oluşturdukları örgütler: Babil Kralı Buhtunnasr (Nebukadnezar) tarafından, Mukaddes başkentleri Kudüs ve Hz. Süleyman'ın bizzat inşa etmiş olduğu Beytu'l-Makdis (Kutsal Ev) tamamen yerle bir edilerek onbinlerin oluşturduğu kafileler halinde Babil'e sürgün edilen İsrailoğulları, Babil'de geçirdikleri 50 yıllık esaretlerinin son dönemlerinde, Babil'in aleyhinde Perslerle (İran'lılarla) örgütlü işbirliği yapmışlardır. Bu örgütlü mücadelerinde kendilerinden ilham aldıklarını propoganda ettikleri iki İsrail'li peygamberin de isimleri geçmektedir: Hârût ve Mârût. (Muhtemelen bunlar isim değil lakap idiler ve istismarcı örgütlerce kullanılıyorlardı. Çünkü Hârût ve Mârût kelimeleri sırayla "bölüp-parçalamak"ve "moralman yıkmak" anlamlarını da taşımaktalar. Tevrat'a göre, o dönemin iki peygamberi Haggay ve Zekharya idi.) Ancak bu iki peygamber (veya halkın hüsn-ü zanlarıyla bu "iki Melek") dürüst bir mücadeleyi ön görüyorlar ve Allah yolundan sapılmamasını öğütlüyorlardı. Fakat masonik gizli örgütler, o "iki Melek"in ilham veya vahiy eseri öğretisini istismar ederek faaliyet gösteriyorlardı. Ayrıca gizli örgütlerine üye olarak sadece "erkek"leri kabul ederek karı-koca ayrımcılığını bile yapıyorlardı. Bu faaliyetlerinde Babil'in aleyhinde Pers'lerle yaptıkları sıkı işbirliği sonunda, Pers'lere Babil'in kapılarını açmışlar ve ülkenin Pers egemenliğine girmesini başarmışlardır. Bütün bu faaliyetlerinin mükâfatı olarak da, Pers Kiralı Kirus (Cyrus), sadece onların Kudüs'e dönmelerine izin vermekle kalmamış, aynı zamanda Kudüs ve Beytu'l-Makdis'in yeniden inşasına da maddi yardımlarda bulunmuştur.

Kur'ân-ı Kerîm; yukarıda özetlenen olayları kendi tarihî kültürleri olarak yakinen bilen Medine'li Yahudilere hitabında hatırlatmakla şunları îma etmektedir:

Gerek Hz. Süleyman gibi bir peygamberin yönetimi aleyhinde geliştirilen, hedefi ve metodu batıl taktiklerle; gerekse, Babil esaretinden kurtulmak için geliştirilmiş hedefi meşru ve fakat metodu batıl komplolarla Medine'deki İslamî hareket engellenemez.
Ayrıca, ne iddia edildiği gibi Hz. Süleyman sapıtmıştır; ne de, birçok komplonuzun ilham kaynağı saydığınız Babil'deki "iki Melek" (Peygamber) sizin batıl mücadelenizin kaynağı olarak gösterilebilir. Ve siz İslam'a karşı vermekte olduğunuz mücadeleden vazgeçmelisiniz!

Şimdi bu kadar "arkaplan" bilgisinden sonra sözü Kur'ân'a bırakalım:

Onlar (Medineli Yahudiler), Süleyman'ın yönetimi aleyhinde (döneminin) şeytanların(ın) takip ettiklerini (takip ettikleri taktikleri, örnek alıp) izlemekteler. (Oysa) Süleyman kâfir olmamıştı; (onun aleyhinde çalışan) şeytanlar kâfir olmuşlardı. Onlar, insanlara (her türlü) gizli komploları öğretiyorlardı.
Ve (yine Medinel'li Yahudiler) (bir de) Babil'deki (esaret döneminde) "iki Melek"e vahyedilene (tabi olduklarını iddia edenleri) de (izlemekteler). Oysa onlar (o "iki Melek"): "Biz (bu esaret hayatıyla) (Allah tarafından) sınanmaktayız. (Sakın) küfre sapmayın" demedikçe kimseye birşey öğretmiyorlardı. Onlar (Babil'deki komplocular) ise o ikisinden, karı-koca arasını açacak şeyler öğreniyorlardı. (Mason cemiyetleri gibi kadınlara kapalı, ancak erkek üye kabul eden örgütler kuruyorlardı)
Onlar (Babil'deki Yahudiler veya onları izleyen Medine'li Yahudiler) Allah dilemedikçe hiç kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine zarar verecek ve fakat asla fayda vermeyecek şeyleri onlardan öğreniyorlardı. Böyle bir çıkar alış-verişinde bulunanın, âhirette bir nasibi olmadığını da gayet iyi biliyorlardı. Vicdanlarını sattıkları şey ne kötüdür, keşke (bunu) bilselerdi!

Evet, bu bir alternatif tefsir, zorlayıcı değil. Fakat efsane ve hurafe ihtiva etmiyor! Bir de, nüzul dönemi toplumunu ilgilendiren bir mesaj ihtiva ediyor... Ayrıca özet yaptığımız da unutulmamalı...

Kaynak: Kuran ve Sünnet Üzerine, Hikmet Zeyveli, s. 189-195.

 

Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Favori Yazdır E-mail olarak gönder

Kullanıcı Yorumları  
 

Kullanıcıların değerlendirme ortalaması

   (0 Oylama)

 

Görünen 0 yorum 0 yorumdan

Gönderilen yeni yorum yok

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.9 © 2007-2008 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >