Skip to content
Site Araçları
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Şu an buradasınız: Ana Sayfa arrow Toplum / Siyaset Dosyası arrow Toplum / Siyaset arrow Türk-İslam Sentezi Nedir ?
Türk-İslam Sentezi Nedir ? Yazdır E-posta
 

Görüntüleme : 319


İslam dininin hiçbir milliyetçi söylemle uyuşmayacağını ortaya koyan bir yazı.

I. Türk-İslam sentezi ne demektir?

İslam Allah’ın bütün kullarını kapsayan dünya görüşü(akidesi) ve hayat tarzının adıdır. İnsanlar arasında tedavül edegelen bütün güzel, iyi bilinen örfü sahiplenmektedir. ‘Emr-i Bil’l Ma’ruf’ ifadesinin anlamı budur. Bu itibarla İslam herhangi bir kavmin olmadığı gibi, Arab kavminin de salt arab olması bakımından örfünün bütün insanlara, bütün kavimlere tamimi için gönderilmiş değildir. Arab’ın olduğu gibi, Türk’ün de, İngiliz’in de , Meksikalı’nın da ma’ruf’unun İslam’da yeri vardır. Bu ma’ruf İslam’da yerinin bulunması sentez sayılırsa İslam ile bütün kavmiyetlerin sentezi söz konusudur. Lâkin bunun adı sentez değildir. Zaten sentez de birbirine karışması, birbiri ile birleşmesi mümkün şeyler arasında sözkonusu olur.

Türklük veya Arablık bir dünya görüşü ve yaşam biçimi değildir ki İslam gibi kendine mahsus bir dünya görüşü ve yaşam biçimi ile birleşmesi(sentezi) mümkün olsun veya söz konusu bulunsun. Bu esas itibariyle mümkün değildir.

Buna rağmen Türk-İslam sentezinden bahsedenlerin maksatlarında aramak lâzımdır bu ifadenin manasını. Pratikte olsun, teoride olsun görünen odur ki bu düşünce sahipleri milliyetlerini İslam’dan önce mütalea etmektedirler. Buna ise İslam izin vermez. Hem insanlar hangi ana-babadan doğacaklarına kendileri karar vermiyorlar ki.. Üstelik bir kavimden(ırktan) olmak mutlaka adam olmayı da gerektirmiyor. Öyle olsa idi filan kavimden olanların içlerinden hiç eşeklerin çıkmaması gerekirdi ki her kavmin eşeği de vardır, adamı olduğu gibi..

II. İslam’da sentez kavraminin yeri nedir ?

İslam zatı itibariyle bir bütün ve hakkı tam anlamıyla temsil eden bir bütün olduğundan, İslam’ın bir başka şeyle sentezi(birleşmesi, karışması) demek sırtına bir kanbur sarması doğal yapısının bozulması demektir. Eksik değildir ki böylesi bir sentezle tamamlanmış olsun. Yanlış değildir ki böylesi bir sentezle soğrulsun. Nasıl güneş verdiği ısı ve ışık bakımından bir eksikliğe sahip olmadığından bir başka şeyle sentezi(birleşmesi) hayatın dengesini bozarsa, İslam ile başka bir şeyin sentezi de hakkın dengesini bozar, her kavmin ma’rufunun İslam’ın sahiplendiği şey olması ise İslam’ın herhangi bir şeyle sentezi manasında değildir. Zira sentez sonucu ortaya çıkan bir zenginlik olacaktır. Halbuki İslam bizatihi bir zenginliktir ve hiçbir şeyle birleşmesi onu zenginleştiremez, belki fakirleştirir.

III. Türk-İslam sentezinin dünü bugünü, yarini hakkinda ne düsünüyorsunuz ?

Türk-İslam sentezi kavramı İslam’ın veya Türklüğün gündeme soktuğu şeyler değildir. Böylesi bir anlayış ne İslam’da vardır, ne de Türklerde vardı. Batı İslam’ı zayıflatmak, daha doğrusu müslümanları zayıf düşürmek için çalışmalara başladığında icad etti bu kavramı. Diğer kavimler için de aynısını yaptı. Müslüman-ları bölüp, küçültmek ve rahat başedebilmek için bulunmuş bir çaredir.

Bu itibarla Türk-İslam Sentezi’nin dünü, yani başlangıcı batı kökenlidir.Bugünü, bunun devamıdır. Devam etmesi halinde(yarını da) batıya hizmet edecek tavırdır.

İslam’da ırk veya örf farkı bulunan toplumlar(kavimler)ın birbirleriyle yarışması, iyilik yolunda hayır yolunda, Allah’ı razı etme yolunda yarışması, birbirini geçmeye çalışması söz konusudur. Ki bu yarış sürecinde, kavimler topluca gösterecekleri uzun süreli performanslarıyla diğerlerinden öne geçerler. Güvenirlikleriyle, diğer toplumların insanlarına güven verirler ve liderlikte doğal olarak haklı görülürler, hak verilirler kendilerine. Bunu yaparken kendilerine güvenirler. Lâkin tekebbür (büyüklenme) göstermezler. Başkalarının saygınlığını kazanırlar.

Her tür İslam dışı politikalar karşısında müslümanlar İslam’ca tavır sahibi olmalıdırlar ve böylesi kavramların tuzak olduğunu hemen farketmelidirler. Müslüman, İslam’ı gereğince anlamış biri muhakkak tuzakları farkeder, uyanıktır zira.

Quelle:İktibas Dergisi



Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın Favori Yazdır E-mail olarak gönder

Kullanıcı Yorumları  
 

Kullanıcıların değerlendirme ortalaması

   (0 Oylama)

 

Görünen 0 yorum 0 yorumdan

Gönderilen yeni yorum yok

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.9 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >