Çağdaşlık kavramının alet edilerek insanların sapkın bir ahlak anlayışına doğru götürülmek istendiklerini açığa vuran bir yazı.
«Çağdaş» kelimesinden bazılarımıza gına gelmiş olsa da, bir kez daha üzerinde durmak yerinde olacak. Mücerret kelimelerin bir kabahati yok elbet. Onlara yüklenmek istenen anlam önemli. Dahası o kelimelerin hangi gayeye (gayelere) hizmet ettirildiği, hangi hedefler doğrultusunda kullanılmak istendiği önemli.
Günümüzde bir tür insan «çağdaş» olmayla aklını bozmuştur. Çağdaşlıktan anladığının ne olduğunu sorarsanız, size «yeni» «güncel»«günümüzde geçerli» gibisinden cevaplar verecektir. Bir parmak daha ileriye gidebilenlerse, diyeceklerdir ki, «çağdaşlık bilimin bizden istediklerini yerine getirmektir.» Eğer kafalar «bilim» denilince orada biraz durmak gerektiğini hissedecek tarzda eğitilmiş, yetiştirilmişse, bu son cevap karşısında biraz duraksayacaklardır. Çünkü madem bilim, bizim öyle olmamızı istiyor öyleyse akan sular durmalıdır.
Oysa saf bilimin insanlardan istediği bir şey yoktur. Şarlatanlar bazı şeyleri bilime «istetiyorlar.» Kendi heva ve heveslerini «susan» bilime yüklüyorlar. Bunlara bakarsanız meselâ kadınların örtünmesi veya açıklığı bile «bilimsel bir hadisedir.» Neden? diye sormayınız. Çünkü «çağdaştır.», çağdaş olduğu için de bilimsel..
Bu gün kadınların iş hayatına girmelerine de «çağdaş bir olay» gözüyle bakanların sayısı az değil. Çağdaş bir olay, yani bilimin emrettiği bir olay! Oysa kadının çalışması sadece «çağdaş» bir emri vakidir. Hiç bir bilim emretmiyor böyle bir şeyi. Şimdi bazılarının «İktisat İlmi» diye bir lakırdıyı gevelediklerini işitir gibi oluyorum. Hayır, bu ilim de böyle bir zarureti söz konusu etmez. Bu zarureti siz, ancak, kurduğunuz çarpık iktisadî düzende kadına istetirsiniz. Onu çalışmak zorunda bırakırsınız ve çağımız böyle istiyor, dersiniz.
Türkiye'de çağdaşlık alıştırmaları meyanında «zaman sana uymazsa sen zamana uy» diye bir tekerleme uydurulmuştur. Bazıları gönül hoşluğuyla bu ökseye tutulmaya teşnedir. Özellikle kenarın dilberi tanımlaması içinde yer alabilecek türde bir kısım «kenarın aydını»ndan kimbilir kaç tanesi bu sözün hedef şaşırtıcı anlamına sığınarak vicdanının sızısını dindirmeye, bir teselli bulmaya yeltenmiştir?
Çağdaşlık sözüyle amaçlanan asıl hedef, günün şartlarına, günün emri vakilerine boyun eğmemizin sağlanmasıdır. Çağdaşlık sözüyle, çağdaş sapıklıkların, çağdaş sapkınlıkların «gereklerine» boyun eğmemiz kolaylaştırılmış oluyor. Günümüzde, müslümanların yaşadığı ülkelerde, yalnızca, bu müphem «çağdaşlık» sözü kullanılarak pek çok insanın kafası bulandırılmıştır.
Aslında bu sloganı kullanarak bazı şeylere karşı çıkan, bazı şeylerin de yanında yer alan kimselerin kafasında açık bir tanımın bulunmadığını, «çağdaş» diye adlandırılan şeylerin aslında temelsiz, tutarsız bir takım vehimlerden ibaret olduğunu tesbit etmek mümkündür.
Müslümanlara, çağdaş olmaktan bahsedenlerin onları çağın sapkınlıklarına davet ettiğini söylemek, uygun olacak. Oysa her müslüman hedeflerinin başına ve sonuna, yaşadığı çağa Allah'ın rızasını hakim kılmak isteyen bir gayeyi yerleştirirse, bunun dışındaki her şey onun hayatında bir takım düzmece fikirlerden daha fazla bir yer tutmaz.